Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/515 E. 2020/7154 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/515
KARAR NO : 2020/7154
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Niksar Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Niksar Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.06.2019 tarihli ve 2018/37 Esas, 2019/384 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebi kabul edilerek Yerel Mahkeme hükmünün 1. bendindeki harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden HMK’nin 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas yönünden hüküm verilmesine ve davanın kabulüne karar verilmiş, bu kez davalı Hazine vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava konusu taşınmazı davalılardan 20 yılı aşkın süre önce aldığını, kök muris …’in ölümüyle taşınmazın davalılara kaldığını ve kendisinin de onlardan satın aldığını, tapu maliki görünen kişilerin murislerinin tespitinin imkansız olduğunu belirterek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar davayı kabul etmiş, davalı Hazine vekili ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup , karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince istinaf talebi kabul edilerek yerel mahkeme hükmünün 1. bendindeki harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden HMK’nin 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas yönünden hüküm verilmesine ve davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK’nin 713/2. fıkrasında (maliki tapu kütüğünden anlaşılamama ve ölüm nedenine dayalı) açıklanan hukuki sebeplere dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 61 parsel sayılı, 1759 metrekare alanlı, tarla vasıflı taşınmazın 31.01.1980 tarihinde … evlatları …- … adına kayıtlı olduğu, Mahkemece, dava konusu taşınmazın malikinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan taşınmaz niteliğinde olduğu gerekçesiyle TMK 713 gereğince davacı adına kaydedilmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek yerel mahkeme hükmünün 1. bendindeki harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden HMK’nin 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas yönünden hüküm verilmesine ve davanın kabulüne karar verildiği sabittir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, tapu kayıtlarına, tapulama tutanağındaki açıklamalara göre ve davalılarca tapu malikinin dedeleri olduğu beyanları karşısında tapu maliki bilinmeyen kişilerden olmayıp, tanınan ve bilinen kişilerden olduğu, bu bakımdan dayanılan “tapu kütüğünden maliki kim olduğu anlaşılamayan” sebebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabul edilmiş olması doğru değildir.
2.Tüm dosya içeriğine göre, davada ayrıca TMK’nin 713/2. maddesinde yazılı “ölüm” sebebine de dayanıldığı görülmektedir. Mahkemece, ölüm hukuki sebebine dayalı olarak bir araştırma yapılmamıştır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede: “Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir . ” hükmüne yer verilmiştir .
Her ne kadar, TMK’nin 713/2. maddesinin 2.fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğünün, Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasasının 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında; TMK’nin 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında, koşullarına uygun olarak 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı anda mülkiyetin kazanıldığının ve zilyet lehine kazanılmış (müktesep) hak doğduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Bu gibi hak sahiplerinin 17.03.2011 tarihinden önce veya sonra dava açmalarının bir önemi bulunmamaktadır .
Somut olayda, Mahkemece, ölüm hukuki sebebine dayalı olarak bir araştırma yapılmamıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt maliki ve maliklerine, onlar ölmüş ise usulen belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi, hiç mirasçı bırakmadan ölmüşler ise TMK’nin 501. maddesi hükmü göz önünde tutularak davanın Hazineye yöneltilmesi, öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra uyuşmazlığın esasına girilmesi gerektiği hususları da göz önünde bulundurularak, hasımlı veraset ilamı alınarak, tapu maliki ile dosyada yer alan veraset ilamındaki kişinin aynı kişi olup – olmadığı hususunun her türlü tereddütten uzak bir şekilde belirlenmesi, tüm mirasçıların davaya eksiksiz olarak katılımının sağlanması, iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller doğrultusunda ölüm hukuki sebebine dayalı olarak da olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir .
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (1 ve 2) no’lu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Niksar Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.