YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3349
KARAR NO : 2020/6435
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, 28.06.2016 tarihinde ek karar ile; karar infaz edilene kadar yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden yapılan takip işleminin durdurulmasına karar verilmiş olup, ek kararların taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Mahkemenin 17.09.2009 tarihli ve 2007/613 Esas, 2009/268 Karar sayılı kararıyla davacı … Hazinesinin davasının kabulüyle, 706 ada 13 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile gösterilen 1108,12 m²’lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile bu kısmın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının tespitine ve kıyıya terkinine, dava konusu taşınmazın değeri olan 1.108.120,00 TL üzerinden hesaplanan 59.838,48 TL harcın davalıdan tahsiline, davacı Hazine vekille temsil edildiğinden AAÜT gereğince dava konusu taşınmazın değeri olan 1.108.120,00 TL üzerinden hesaplanan 43.562,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafça yapılan tebligat gideri 13,50 TL, keşif ve bilirkişi gideri 511,70 TL ve müzekkere gideri 17,00 TL olmak üzere toplam 542,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeden 12.04.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Hüküm kesinleştikten sonra davalı vekili 20.06.2016 havale tarihli dilekçesiyle, mahkemenin 17.09.2009 tarihli ve 2007/613 Esas, 2009/268 Karar sayılı kararıyla müvekkilleri aleyhine hükmedilen harç ve vekalet ücretlerine yönelik icra işlemlerinin başlatıldığını ve bu tür harçların ve vekalet ücretinin hukuken tahsilinin mümkün olmadığını belirterek hükmün kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 36/A maddesi aracılığıyla geçici 11. maddesi uyarınca kararda belirtilen harç ve vekalet ücretinin ödenmemesine ilişkin ek karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı vekilinin talebinin kabulüyle 28.06.2016 tarihli ve 2007/613 Esas, 2009/268 Karar sayılı ek kararla “..dosya kapsamında kararın henüz infaz edilmediği, bu hali ile Kadastro Kanunu’nun geçici 11. maddesi kapsamında olduğu anlaşılmakla, karar infaz edilene kadar yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünde yapılan takip işleminin durdurulmasına,” karar verilmiş; ek karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Aynı şekilde davacı Hazine vekili tarafından 28.06.2016 tarihli ek karara karşı eski hale iade talebiyle itiraz edilmiş, mahkemece, 05.09.2016 tarihli ek karar ile “ HMK’nin 95 ve devamı maddeleri dikkate alınarak davalı vekilinin eski hale iade taleplerinin reddine,” karar verilmiş; ek karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yine davalı vekili tarafından 28.06.2016 tarihli ek karara karşı tavzih istemli dilekçe ile, kararda “..karar infaz edilene kadar..” cümlesinin kaldırılarak hükmün bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece, 02.08.2016 tarihli ek karar ile, düzeltilmesi istenen hususun maddi hata niteliğinde olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, ek karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı Hazine vekilinin 28.06.2016 ve 05.09.2016 tarihli ek kararlara karşı temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davacı Hazine vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin 02.08.2016 tarihli ek karara karşı temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Bilindiği üzere; hükmün tashihi ve tavzihi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 304. (1086 sayılı HUMK’nın 455.) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK’nin 304. maddesinde “(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” şeklindeki hükmün tashihi; 305. maddesinde de “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde hükmün tavzihi müesseseleri düzenlenmiştir. Aynı kanunun 306. maddesinde de “Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece, HMK’nin 306. maddesi uyarınca tavzih dilekçesinin bir suretinin karşı tarafa tebliğ edilmesi ve cevap vermesi halinde bu cevap da tavzih talebinde bulunana tebliğ edildikten sonra HMK’nin 305. maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken belirtilen usul kurallarına riayet edilmeden yazılı şekilde tavzih talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı Hazine vekilinin 28.06.2016 ve 05.09.2016 tarihli ek kararlara yönelen, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan ek kararların ONANMASINA, davalı vekilinin 02.08.2016 tarihli ek karara ilişkin temyiz itirazı yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile 02.08.2016 tarihli ek kararın 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 3402 Sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince davacı Hazine’den harç alınmasına mahal olmadığına, 20.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.