Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/2562 E. 2020/15900 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2562
KARAR NO : 2020/15900
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiş ve davacı – birleşen dava davalısı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06/10/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı – birleşen dava davalısı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Bırakılan günde Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı-birleşen dava davalısı … vekili, müvekkilinin 04/06/2001-08/06/2004 tarihleri arası davalı nezdinde şube müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence 02/06/2004 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden haklı neden olmaksızın feshedildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, ikramiye ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı-birleşen dava davacısı …. vekili, davacı birleşen dava davalısı işçi …’ın 04/06/2001 tarihinde müvekkilinin … şubesinde işe başladığını, … şubesine tayin edildiğini, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar … şubesinde müdür sıfatıyla görev yaptığını, işçi …’ın gerek … şubesinde ve gerekse … şubesinde görev yaptığı esnada kullandırdığı usulsüz krediler sebebiyle, Bankanın Teftiş Kurulu tarafından hakkında birden fazla soruşturma açıldığını ve işçi …’ın mali sorumluluklarına hükmedildiğini, müvekkili işveren Bankayı fahiş miktarda zarara uğratan safahat neticesi iş sözleşmesi feshedilen, kıdem ve ihbar tazminatına haklı olarak Bankanın zararından doğan alacağına mahsuben bloke konulduğunu, işçi …’ın kullandırdığı usulsüz krediler dolayısıyla müvekkili işveren Bankanın toplam zararı olan 175.469.550.879 TL’nin şimdilik 50.000.000.000 TL’sinin yasal faizi ile birlikte işçi …’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçeyle, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı birleşen dava davacısı …. vekilinin tüm, davacı birleşen dava davalısı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Birleşen davada taraflar arasındaki temel uyuşmazlık konusu, usulsüz kredi işlemlerinin bulunup bulunmadığı, bu krediler nedeniyle banka zararının oluşup oluşmadığı ve nihayetinde davalının, bu işlemlere katkısı itibari ile sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 396 ve 400. Maddeleri uyarınca; “İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur.”
Banka çalışanın asıl iş görme edimi, bankacılık hizmetlerini yerine getirme yanında, banka adına aynı hizmeti alan müşterilere tarafsız ve adil hizmet sunma, çalışma ve davranışlarında bankanın itibar kaybına sebebiyet vermeme ve banka mevzuatına ve uygulamalarına aykırı davranmama şeklindedir. Bu kapsamda bankada hizmet akti ile çalışan ve bankacılık faaliyetlerinde görev alan işçinin, Türkiye Bankalar Birliği Bankacılık Etik İlkeleri’nin 20. Maddesi kapsamında “görevlerini yerine getirirken yürürlükteki mevzuata uyması, çalışma ve davranışlarında bankanın itibar kaybına sebebiyet vermesi, adalet, doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik ve sosyal sorumluluk prensiplerine aykırı davranışlarda bulunmaması, bankaya ait varlıkları ve kaynakları verimsiz ve amaç dışı kullanmaması, hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında üstlendikleri görevlerle ilgili olarak hesap verebilme sorumluluğu içinde olması gerekir.
Banka kredi işlemleri ile ilgili faaliyetlere katılan işlev ve süreçlerde görev ve sorumlulukları bulunacak personeli bu görev ve sorumluluklarını icra edebilecek niteliklere sahip personel arasından seçmelidir. Banka aynı zamanda kredi taleplerini değerlendirmeye esas olacak uygulamaları ve analizleri önceden belirleyecek, işlem ve süreçte görev alacak personele de bildirecektir. Banka çalışanı da bankanın bu uygulamalarına uygun şekilde hareket edecektir.
Birleşen davada davacı işveren Banka, birleşen davada davalı işçi …’ın görev yaptığı esnada kullandırdığı usulsüz krediler sebebiyle, Bankanın Teftiş Kurulu tarafından hakkında birden fazla soruşturma açıldığını, mali sorumluluğunun tespit edildiğini ve işçinin banka zararına neden olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece, işçi …’ın usulsüz ve mevzuat dışı kullandırmış olduğu kredilerden doğan tüm alacakların dava dışı LBT Varlık Yönetim Şirketine temlik edildiğinin bildirildiği, işçinin işten çıkarılmasının üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen söz konusu kredilerden kaynaklanan banka alacakları ile ilgili açılmış olan icra takiplerinin henüz kesin olarak sonuçlanmadığı, harici tahsilat olup olmadığı, takiplerin sonuçsuz kaldığına dair aciz vesikası olup olmadığının anlaşılamadığı belirtildikten sonra banka elemanlarının usulsüz ve mevzuata aykırı kredi vermeleri durumunda müteselsil sorumluluk gereği uğranılan banka zararının önce kredi borçlularına gidilmesinin gerekmeyeceği, zararın veya riskin zarara neden olan banka görevlisinden istenmesine engel bir durumun olmadığı zira usulsüz kredi kullandırılması halinde sözleşme imzalayan ve aracılık edenler ile menfaat sağlayanların bankaya bu işlem nedeniyle verilen zarardan ya da ortaya çıkan riskten birlikte sorumlu olduğu gerekçesi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
İşçinin kredi verme işleminin, üçüncü kişilerle ortak hareket etmek suretiyle menfaat teminine yönelik olarak haksız fiil icrası halinde aciz vesikası aranmaksızın kredi borçluları ile birlikte müştereken müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilir.Ancak, işçinin doğrudan veya dolaylı menfaat temini olmaksızın, yeterli teminat almadan veya eksik araştırma sonucu tahsis ettiği krediler sebebiyle sorumlu tutulabilmesi için kredi borçluları hakkında usulüne uygun icra takiplerinin yapılması ve icra takibinin aciz vesikasına bağlanması gerekir.
Somut olayda işverence meydana geldiği ileri sürülen banka zararının, işçinin üçüncü kişilerle ortak hareket etmek suretiyle menfaat teminine yönelik olarak haksız fiil icrası kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmış olup işçinin sorumlu tutulabilmesi için kredi borçluları hakkında usulüne uygun icra takiplerinin yapılması ve icra takibinin aciz vesikasına bağlanması gerektiği gözetilmeksizin Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri iş sözleşmesinin işçi ve işveren tarafından haklı nedenle derhal fesih hallerini düzenlemektedir.
Bilindiği gibi fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi, sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhal sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanıdır. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibariyle fesih bildirimi yenilik doğuran bir hak olup sonuç doğurması için karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Fesih beyanının karşı tarafa ulaşması ile birlikte fesih hüküm ifade eder.
Somut uyumazlıkta Mahkemece “…usulsüz işlemleri ile banka zararına neden olan davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığı…” gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş ise de, karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelere göre, davacının iş sözleşmesinin işveren Banka yönetim kurulununu 02/06/2004 tarih 52/8-4555 sayılı kararı ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine istinaden haklı neden olmaksızın feshedildiği ve fesih bildiriminin 08/06/2004 tarihinde işçiye tebliğ edildiği anlaşılmış olup mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, dava açıldıktan sonra diğer kişilerin davaya dahil edilmek suretiyle davalı sıfatını kazanması ve husumetin bu kişilere yöneltilmesi konusunda bir düzenleme yer almadığı gibi alacak davalarında, davaya zorunlu dava arkadaşlığı dışında dahili dava yolu ile davalı olarak taraf eklenmesi mümkün olmadığından Mahkemece davacı-birleşen dava davalısı … tarafından verilen 15/03/2005 tarihli dilekçeye itibar edilmemesi yerinde olup söz konusu talebe dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davacı-karşı davalı yararına takdir edilen 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 12/11/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.