Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/18142 E. 2012/25991 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18142
KARAR NO : 2012/25991
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı avukat olduğunu, aralarındaki sözleşmeye dayanarak davalının davalarını takip ettiğini, davalının sözleşmede kararlaştırılan bakiye 10.000 TL ücretini ödemediğini kendisini haksız olarak azlettiğini girişilen icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı avukatı haklı olarak azlettiğini, avukatlık ücret sözleşmesine imza attığı hususunda tereddütü olduğundan sözleşme aslının dosyaya sunulması gerektiğini belirtmiş, davacının aile avukatı olması sebebi ile güvenin kötüye kullanılarak sözleşmenin imzalatılmış olabileceğini bu nedenle sözleşmeyi kabul etmediğini, harcanan emek ve mesai nazara alındığından ücretin fazla olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının üzerine düşen vekillik görevini yerine getirdiğinden sözleşmede belirtilen ücrete hak kazandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, vekalet görevinin gereği gibi yerine getirilmesine rağmen sözleşmede kararlaştırılan vekalet ücretinin 10.000,00 TL tutarındaki kısmın ödenmediğini belirtmiş; davalı ise savunmasında davacıyı haklı olarak azlettiğini, davacının dayandığı sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığını hatırlamadığını, sözleşmenin aslının sunulması halinde beyanda bulunacağını savunmuştur.
Bu savunma karşısında öncelikle Mahkemece öncelikle davalının ileri sürdüğü hususlar araştırılmalı ve azlin haklı olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Azlin haklı olduğunun anlaşılması halinde davacı ücrete hak kazanamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekir. Azlin haksızlığı hususunda kanaat oluşması ve davacının sözleşme altındaki imzayı inkar etmesi karşısında da sözleşme altındaki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı hususunda konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan rapor alınmalı, davacının eli ürünü olduğunun anlaşılması halinde davalının sözleşmedeki yazılı miktardan taleple bağlı olarak sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmalıdır. Davaya konu sözleşme altındaki imzanın davalının el ürünü olmadığı tespit edilirse sözleşme geçersiz olacağından Avukatlık Kanunun 164. maddesi hükmü gözetilerek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece belirtilen hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.