Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/22262 E. 2020/14846 K. 08.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/22262
KARAR NO : 2020/14846
KARAR TARİHİ : 08.12.2020

Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143/1, 168/1, 116/4 ve 151/1. maddeleri gereğince 10 ay 20 gün hapis, 1 yıl hapis ve 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair …Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/26 sayılı kararına yönelik sanık tarafından yapılan temyiz talebinin süre yönünden reddine ilişkin …Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/26 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/03/2020 gün ve 20357-2019 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/05/2020 gün ve 2020/45588 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143/1, 168/1, 116/4 ve 151/1. maddeleri gereğince 10 ay 20 gün hapis, 1 yıl hapis ve 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair …Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/26 sayılı kararına yönelik sanık tarafından yapılan temyiz talebinin süre yönünden reddine ilişkin …Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/26 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen kararın, “Mernis adresi” ibareli, sanığın savunmasında bildirdiği adrese yapılan tebliğin “Muhatabın muvakkaten işe gittiği ve aynı konutta oturduğunu beyan eden ehil, reşit ve kendi isteği üzere teyzesi Şenay Temiz’e tebliğ edildi” şeklindeki şerhle yapılmasını müteakip, anılan kararın kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, sanığın verdiği dilekçelerle kararı tebliğ almadığını, teyzesiyle aynı konutta ikamet etmediğini belirtmesi üzerine kolluk marifetiyle yaptırılan araştırmayla bu hususun doğrulanması karşısında,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesinde yer alan “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde, “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı
konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesinde, “21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.” şeklinde yer alan düzenlemelere nazaran, somut olayda sanığın adresine 09/04/2013 tarihinde yapılan tebligat parçasında aynı konutta oturduğu belirtilen akrabasıyla birlikte ikamet etmediklerinin ortaya çıkması dikkate alındığında, belirtilen usullere aykırı olarak yapılan söz konusu tebligatın geçerli sayılamayacağı, dolayısıyla tebliğ usulsüz olduğundan anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay’a gönderilmesi ve talebin bu yönden kabulü gerekirken, yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın savunmasında bildirdiği adresin aynı zamanda MERNİS adresi olduğu ve bu adrese tebliğin “Muhatabın muvakkaten işe gittiği ve aynı konutta oturduğunu beyan eden ehil, reşit ve kendi isteği üzere teyzesi Şenay Temiz’e tebliğ edildi” şeklindeki şerhle yapılmasını müteakip, anılan kararın kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, sanığın verdiği dilekçelerle kararı tebliğ almadığını, teyzesiyle aynı konutta ikamet etmediğini belirtmesi üzerine kolluk marifetiyle yaptırılan araştırmayla bu hususun doğrulanması karşısında,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesinde yer alan “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” şeklindeki düzenleme, Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde, “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesinde, “21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.” şeklinde yer alan düzenlemelere nazaran, somut olayda sanığın adresine 09/04/2013 tarihinde yapılan tebligat parçasında aynı konutta oturduğu belirtilen akrabasıyla birlikte ikamet etmediklerinin ortaya çıkması dikkate alındığında,
belirtilen usullere aykırı olarak yapılan söz konusu tebligatın geçerli sayılamayacağı ve anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay’a gönderilmesi ve talebin bu yönden kabulü gerekirken, yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesi nedeniyle sanık hakkında ….Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 12.09.2013 tarihli, 2012/108 Esas ve 2013/26 karar sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 08/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.