Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/18111 E. 2021/2234 K. 27.01.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18111
KARAR NO : 2021/2234
KARAR TARİHİ : 27.01.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Her ne kadar mahkeme tarafından sanığa resen müdafi atanarak, müdafinin yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın sanık müdafine 30.05.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen sanık müdafii tarafından hüküm temyiz edilmemiş ise de, sanığın mahkeme tarafından kendisine zorunlu müdafii atandığından haberi olduğu konusunda dosyada bilgi bulunmadığı ve gerekçeli kararın 08.11.2016 tarihinde sanığa tebliğ edilmesi üzerine hükmün 14.11.2016 tarihinde sanık tarafından temyiz edilmesine göre, temyizin süresinde olduğu kabul edilerek incelemede;
1) Sanık … hakkında mağdurlar … ve İrfan’a karşı kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik sanığın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi gereğince “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir” hükmü gereğince kararın temyiz kabiliyeti olmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2) Sanık … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının ve ek savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek, savunmasının istinabe yoluyla başka mahkemelerde aldırılması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (F.C.B. v İtalya, No: 12151/86, 28 Ağustos 1991) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

b) Mahkemece ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesi nedeni ile sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca tahrik hükümleri uygulanırken, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere ve yine TCK’nin 3. maddesinde belirtilen cezada orantılılık ilkesi de nazara alınarak asgari oranda (1/4) indirim yapılması gerekirken, (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK 326/son maddesi gereğince sonuç ceza açısından sanığın kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 27.01.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.