YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11809
KARAR NO : 2010/7207
KARAR TARİHİ : 15.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı … … ve diğeri aleyhine 06/10/2006 gününde verilen dilekçe ile ölümlü trafik kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı … …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı … …’nın diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan … tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın oluş biçimi, ölenin ve davalının kusur oranları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı … yararına takdir edilen 15.000,00 TL, davacı … yararına takdir edilen 10.000,00 TL, davacı … yararına takdir edilen 5.000,00 TL tazminat tutarları fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi gereğince,
davacı … yararına 10.000,00 TL, davacı … yararına 6.000,00 TL, davacı … yararına takdir edilen 4.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle, hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 2 nolu bendinde yer alan “…15.000,00…”, ”…10.000,00…”, “…5.000,00…” ve “…30.000,00…” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…10.000,00…”, “…6.000,00…”, “…4.000,00…” ve “…20.000,00…” sayı dizilerinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 2 nolu bendinin üçüncü paragrafında yer alan “…1.620,00…” ve “…808,38…” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…1.080,00…” ve “…270,00…” sayı dizilerinin yazılmasına; davacılar yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin beşinci paragrafında yer alan “…3.400,00…” biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine “…2.400,00…” sayı dizisinin yazılmasına; davalılardan …’nın öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.