Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5163 E. 2021/4479 K. 27.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5163
KARAR NO : 2021/4479
KARAR TARİHİ : 27.05.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.12.2016 tarih ve 2014/712 E- 2016/1009 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.11.2019 tarih ve 2017/3252 E- 2019/2516 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakim Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında taşınmaz satış sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşme hükümlerine riayet etmediğini, taşınmazın teslim edilmediğini, davacının geçersiz sözleşmeye dayalı olarak ödediği 416.000,00 TL’nin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine davalının itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın teslimine hazır olunduğunun davacı tarafa bildirildiğini, davacının iddialarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davacının talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın geçersiz sözleşme nedeni ile ödenen taşınmaz satışına ilişkin kısmi bedelin iadesi istemine ilişkin başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satış sözleşmesinin bulunduğu, davacının taşınmaz bedelinin büyük bir kısmını ödeyerek davalının ise inşaatı yapıp ruhsatını alarak sözleşme ile kendini bağlı saydığı, sözleşmenin cezai şarta ve tazminata ilişkin hükümlerinin geçersiz olduğu, ancak sözleşmenin 6.3. maddesinde konut sahibine dilediği zaman sözleşmeden dönme hakkı tanındığı, davacının esasen icra takibi yaparak sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğu, hukukumuzda tarafları kamu yönü ağır basan sözleşmeler dışında sözleşmeyle bağlı kılmaya zorlayacak düzenlemeler bulunmadığı, davacının icra takibi yaparak sözleşme ile bağlı olmak istemediği yönündeki iradesini ortaya koyduğu, bu iradeye bağlı olarak davalının talep edebileceği mali hakların bu davanın konusu olmadığı, davacının hukuki ve mali sonuçlarına katlanarak sözleşmeden dönme iradesini ortaya koymuş olması karşısında sözleşmeden dönmenin sonuçlarına göre yorum yapılması gerektiği, davalının sözleşmeden dönme yönündeki davacı iradesine karşı, karşı dava veya takas/mahsup yönünde bir talepte bulunmadığı, alıcı temerrüdü yönündeki talebin dava niteliğinde bulunmadığı, davacının satın almaktan vazgeçtiği konut için ödediği bedeli talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle 6098 sayılı TBK’nın 237. (818 sayılı mülga BK’nın 213.) maddesi uyarınca taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesinin şart olmasına, dolayısıyla düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan bir sözleşmenin geçerli kabul edilemeyeceğine göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21.312,72 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.