YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5939
KARAR NO : 2013/20381
KARAR TARİHİ : 13.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2012 tarih ve 2012/115-2012/290 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili derneğin, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun uyarınca ruhsat verilmiş özel güvenlik şirketlerinin oluşturduğu mesleki bir birlik olduğunu, müvekkili derneğe danışmanlık hizmeti veren davalının 28/02/2011 tarihinde bir bankanın nakit, taşıma ve merkez kasa sayımı hizmetlerinin temini amacıyla ihale açtığını bildirerek ihaleye katılmak ve teklif verebilmek gerekçesi ile sunulan hizmetlerin kapsamı, derneğe üye olan şirketlerin mali durum raporları ve hizmet için alınan ücretler de dahil olmak üzere üyelerin münhasıran sahip oldukları ticari sır niteliğindeki bilgilerin kendisine iletilmesini talep ettiğini, üyelerin de istenilen bilgileri yazılı olarak davalıya teslim ettiklerini, bu aşamada davalının kendisine verilen bilgiler ile ilgili olarak gizlilik sözleşmesi imzalamaya yanaşmadığını, aradan 2 aylık bir zaman geçmesine rağmen ihale ile ilgili herhangi bir gelişme olmadığını, davalının ise ihalenin iptal edildiği şeklinde üyelere bilgi verdiğini, yapılan araştırma ile davalının ihaleye katılan şirketlerin ticari sırlarına vakıf olma amacı güttüğünün ortaya çıktığını, davalının eyleminin TTK’nın 56. maddesinde düzenlenen haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek her türlü maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla sözkonusu ihalenin incelenmesi suretiyle haksız rekabetin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı derneğin kamu yararına hizmet eden (hadim) dernek vasfını taşımadığını, bu nedenle aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, dernek üyeleri ile müvekkili şirket arasında verilen bilgilerle ilgili olarak herhangi bir gizlilik sözleşmesi imzalanmadığını, ayrıca davacının zarar tehlikesinin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı derneğin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun gereğince kurulan özel güvenlik şirketlerinin oluşturduğu mesleki bir birlik olduğu, TTK’nın 56 ve devamı maddelerine dayanan haksız rekabetin tespiti ve men’ine ilişkin davaların aynı Yasa’nın 62. maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacı tarafın sözü edilen ihalenin yapılmadığı bilgisini 22/04/2011 tarihinde öğrendiği, haksız rekabete ilişkin dava hakkının da bu tarihte doğduğu dolayısıyla dava tarihi itibariyle 1 yıllık dava zamanaşımı süresinin geçtiği, ayrıca davacının; dernek üyelerine ait ticari bilgilerin davalıya verilmiş olmasından dolayı üyelerin zarara uğradığı ya da zarar tehlikesinin doğduğunu da ispatlayamadığı gerekçelerine dayanılmak suretiyle davanın zamanaşımından ve esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 6762 sayılı TTK’nın 56. ve devamı maddeleri uyarınca, haksız rekabetin tespiti istemine ilişkindir.
Davalı Pricewaterhouse Coopers Ltd vekili, davanın esasına yönelik savunmalarıyla birlikte zamanaşımı def’inde de bulunmuş olup, yazılı şekilde davanın hem esastan hem de zamanaşımı bakımından reddine karar verilmiştir. Ancak, davanın hem esastan hem de zamanaşımı yönünden red kararı usulen doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.