Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8428 E. 2021/5790 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8428
KARAR NO : 2021/5790
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanığın hükmün açıklandığı tarihte başka suçtan cezaevinde hükümlü olarak bulunması nedeniyle, Mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına “5271 sayılı CMK’nin 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin” de yazılması ve bu hususun da tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış ve tefhim edilmemiş olması sebebiyle, sanık müdafinin 30/06/2015 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve 5271 sayılı CMK’nin 231/8. fıkrası gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 08/12/2010 tarihinden deneme süresi içinde işlenen ikinci suçun işlendiği 29/08/2011 tarihine kadar dava zamanaşımı süresinin durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 gün, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği de gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda; somut olayda sanığın savunmasında suça konu sahte nüfus cüzdanını 2008 yılının Ekim ayında yaptırdığını, suça konu sürücü belgesini ise Ramazan ayından önce ehliyetine el konulması nedeniyle yaptırdığını beyan etmesi karşısında, sanığın eyleminin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2- Adli emanetin 2009/25 sırasında kayıtlı suça konu belgelerin akıbeti hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
3- Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK’nin 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmemesi yasaya aykırı,
4- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulamasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.