Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4004 E. 2021/3611 K. 13.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4004
KARAR NO : 2021/3611
KARAR TARİHİ : 13.04.2021

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 1. Sulh Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27.10.2016 tarih ve 2016/421 E. – 2016/587 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, alacağı temlik eden Şekerbank A.Ş.’nin davacı aleyhine 2004 yılında İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2004/9155 sayılı takip başlattığını, davacının maaşından her ay kesinti yapıldığını, davacının Şekerbank aleyhine menfi tespit davası açtığını, İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi’nin 2008/174 Esas ve 2009/670 Karar sayılı ilamı ile borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, davacıdan haksız olarak 10.834,00 TL kesinti yapıldığını, davacının bu sebeple zarara uğradığını ileri sürerek, 6.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin bozmadan sonraki beyanlarında da davanın istirdat davası değil, geçmiş günden faiz alacağını aşan munzam zarar talebinin olduğunu beyan ettiği, dava şartlarının davanın açıldığı tarihteki duruma göre incelenmesi gereken bir husus olduğu, yargılamaya konu davanın açıldığı 14/12/2010 tarihi itibariyle İstanbul 2. Tüketici Mahkemesinin 2008/174 esas 2009/670 karara sayılı kararının henüz kesinleşmediğinin dosya içindeki bilgi, belge ve evraklardan anlaşıldığı, taraflar nezdinde İstanbul 2. Tüketici Mahkemesindeki menfi tespit davası kesinleşmeden, ilgili davanın davacısı tarafından geçmiş günler faizini aşan zararlar için munzam zararın tazmini talebi ile dava açılmasında dava tarihi itibariyle hukuken korunacak menfaat bulunmadığı, dava dilekçesinde her ne kadar faiz adı altında talepte bulunulmuş ise de davacının talebinin TBK’nun 122. maddesinde düzenlenen ”Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” ve TBK’nun 105. maddesi olan ”Alacaklı, borç senedini kaybettiğini iddia ederse, borçlunun istemi üzerine, borcu ödeme sırasında, kendisine borç senedinin iptalini ve borcun sona ermiş olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek zorundadır.” hükümleri kapsamında değerlendirildiğinde, henüz haksız tahsil edilen paranın iadesi gerçekleşmediğinden davanın açıldığı tarih itibari ile davacının işbu davayı erken açtığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 45,70 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 13.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.