Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/1776 E. 2021/4100 K. 18.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1776
KARAR NO : 2021/4100
KARAR TARİHİ : 18.05.2021

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davacı vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallar olan davalı adına kayıtlı dokuz adet taşınmaz ve bir adet araç yönünden mal rejiminin tasfiyesini ve fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle sundukları 11.12.2013 tarihli dilekçeyle talep miktarını 147.869,57 TL’ye arttırmıştır.
Davalı … vekili, dava konusu mal varlığının edinilmesinde davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davanın kabulü ile 147.869,57 TL alacağın 100.000,00 TL’lik kısmı yönünden boşanma kararının kesinleştiği tarihten, bakiye kısım için ıslah tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekili tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine, Dairenin 2016/4533 Esas ve 2016/9059 Karar sayılı ilamıyla, dava konusu edilenlerden 1836 ada 7,8 ve 9, 1839 ada 5,7 ve 9 ile 1843 ada 1 parsel olmak üzere yedi adet taşınmazın davalının edinilmiş malı olmayıp TMK’nin 220/2 maddesi hükmü gereği kişisel malı olduklarına, bu taşınmazlara ilişkin davacının artık değere katılma alacağı bulunmadığından bunlara yönelik alacak talebinin reddi gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuş, sair temyiz itirazları ise reddedilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde verilen ikinci kararda, davanın kısmen kabulüne, 1840 ada 4 parsel, 1836 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar ve araca yönelik 120.216,33 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1836 ada 7,8,9 parsel, 1843 ada 1 parsel ve 1839 ada 5,7,9 parselde kayıtlı taşınmazlara ilişkin katılma alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Dairenin 2018/13468 Esas ve 2019/4162 Karar sayılı ilamıyla, tasfiyeye konu 10 parsel ve 4 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacının katılma alacağı hesap edilirken 2013 yılında yapılan imar değişikliğine göre oluşan değerlerin esas alınmasının hatalı olduğuna, mal rejiminin sona erdiği tarihin tarafların boşanma dava tarihi 18.02.2011 olmakla mal rejiminin tasfiyesinde bu tarih dikkate alınması gerektiğine, bu kapsamda ilk bozma sonrası aldırılan teknik bilirkişi tarafından tanzim edilen değer raporunda taşınmazların 2013 yılı imar değişikliği olmadan önceki durumlarına göre tespit edilen tasfiye tarihi itibariyle sürüm değerleri olan, 10 parsel için (400/1341 hisse nedeniyle) 15.535,40 TL, 4 parsel için 65.852,57 TL artık değer olarak kabul edilip bu miktarlar üzerinden davacının katılma alacağı hesaplanması gerektiğine işaret edilerek hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu verilen son kararda, davacı vasisinin duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde duruşmaya gelmediği, kendisini bir vekille temsil ettirmediği, geçerli bir mazeret de bildirmediği anlaşıldığından 05.11.2020 tarihinde dosya işlemden kaldırılmış davacının davasını üç ay içinde yenilemediği anlaşıldığından, davanın HMK’nin 150. maddesi gereğine açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vasisi tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay kararları ve uygulama doğrultusunda bilinen son adresi MERNİS adresi dahi olsa MERNİS şerhi konulmaksızın bu adrese önce normal tebligat yapılması, tebligatın yapılamaması halinde ise mernis adresi olan bu yere doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi hükmü gereği tebligat yapılması mümkündür. Somut olayda yargılama devam ederken davacının hükümlü olduğu ve kendisine vasi tayin edildiği anlaşıldığından, duruşma günü için vasiye tebligat yapıldığı, ancak tebligatın MERNİS adresi olduğu tebliğ zarfı üzerinde belirtilmek suretiyle, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı sabittir. Davacı vasisine bu şekilde duruşma günü tebligatı usulsüzdür. Mahkemece usulsüz tebligata değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vasisinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.