YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14149
KARAR NO : 2013/19141
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/06/2013 tarih ve 2012/264-2013/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati tedbir isteyen(davacı) vekili, müvekkilinin karşı taraf(davalı) şirketin %25 hissedarı olduğunu, şirket müdürü olan karşı(davalı) …’nin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, davalının aynı suçları işlemesi nedeniyle hakkında C.Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını ileri sürerek, şirketin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kayyuma verilmesine dair esas dava sonuçlanıncaya kadar karşı taraf(davalı) şirket müdürünün yetkisinin kaldırılarak, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin tedbiren kayyuma verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, ihtiyati tedbirin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteğinin kısmen kabulü ile, şirket müdürü …’nin şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin ihtiyati tedbir yolu ile kısmen sınırlandırılmasına, şirket müdürünün şirketi borç altına sokacak ve şirket mal varlığını eksiltecek işlemleri yapabilmesinin mahkemece atanacak kayyımın onayına bağlı tutulmasına karar verilmiştir. Karara, karşı taraf vekilinin itiraz etmesi, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin tedbirin genişletilmesini istemesi üzerine mahkemece, ihtiyati tedbir kararının HMK’nun 389 ve devamı maddelerine uygun olarak verildiği, ihtiyati tedbirin yasal koşullarının oluştuğu, kararın yasal süresi içerisinde uygulandığı, kararın değiştirilmesini veya kaldırılmasını gerektirir bir hususun mevcut olmadığı gibi ihtiyati tedbir kararının kapsamının genişletilmesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin 12.12.2012 tarihli dilekçesi ve 14.05.2013 tarihli dilekçesindeki belirlenen ihtiyati tedbire itirazlarının reddine, karşı taraf vekilinin 27.05.2013 tarihli ihtiyati tedbirin genişletilmesine yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-İhtiyati tedbir isteyen(davacı) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, talep, asıl dava ile birlikte verilen ihtiyati tedbir kararının genişletilmesi istemine ilişkindir.
İhtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği gibi (HMK. m. 391/1), ayrıca yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da temyiz yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanununda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda temyiz yoluna başvurulabilecektir. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararın temyiz edilemeyeceği aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira durum ve koşulların değişmesi sebebiyle itiraz hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu şekilde 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin de itiraz edebileceği, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Dikkat edilirse kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır. Gerekçede de belirtildiği gibi ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra, mevcut olan durum ve koşulların dava sırasında birden fazla değişmesi mümkün olabilir ve her seferinde itiraz edilebilir, her itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması, ihtiyati tedbir kararlarına karşı başvurulması öngörülen temyiz yolundan beklenen amacın tam tersine bir sonuç doğuracaktır. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir.
Sonuç olarak, 6100 sayılı HMK’nın 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararının değiştirilmesi talebinin reddi hakkında verilen karar temyiz edilemez. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir isteyen(davacı) vekilinin ihtiyati tedbirin genişletilmesi yönündeki talebinin reddine dair mahkemece verilen ara kararın temyizi mümkün değildir.
HUMK’un 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden temyiz eden ihtiyati tedbir isteyen(davacı) vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Karşı taraf vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, karşı taraf vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir isteyen(davacı) vekilinin temyiz isteminin HUMK’un 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, (2) davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde aşağıda yazılı 24,30 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, 30/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.