YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3002
KARAR NO : 2013/19472
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2012 tarih ve 2012/373-2012/428 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında 2006 Şubat ile 2008 Ocak arası muhasebe ücreti için icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, davalı ile dava dışı Sihirli Kapım Eğitim Turizm İnşaat Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti. arasında sözleşme imzalandığını, borcun da bu şirkete ait olduğunu, müvekkilinin şirket hisselerini devrettiğini, şirket muhasebecisi olan davalının bu durumu da bildiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya 19.743.23 TL borçlu olmadığının tespitine ve davalının %40 tazminatla cezalandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile yapılan sözleşmeye davacı ve dava dışı …’in şirket kaşesini vurmadan imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, şirketin kuruluşundan sonra da şirketin muhasebeciliğini yapmaya devam ettiği, bu suretle de şirketin, kuruluştan önce imzalanan muhasebecilik sözleşmesini benimsediği, bu itibarla davacının şahsi mesuliyeti kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile asıl alacak üzerinden hesaplanan %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davalı alacaklının takipte kötüniyetli olduğunun kanıtlanamamış olmasına göre, mahkemece asıl alacak üzerinden hesaplanan %40 tazminatın davalıdan tahsiline hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1. bendinde bulunan “asıl alacak üzerinden hesaplanan %40 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin hükümden çıkartılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.