YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11172
KARAR NO : 2020/18047
KARAR TARİHİ : 03.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme, tehdit, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Tüm sanıklar yönünden öne sürülen temyiz taleplerinin, sanıklar hakkında kurulan “mahkûmiyet” hükümlerine yönelik olduğununu tespiti ile yapılan incelemede;
Sanık … hakkında hükmolunan cezaların nevi ve miktarları itibariyle 5271 sayılı CMK’nin 299. maddesine göre sanık … müdafiinin mürafaa talebinin REDDİNE karar verilerek yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında …’e karşı “Kasten Yaralama”; sanıklar … ve … haklarında …’e karşı “Mala Zarar Verme”; sanık … hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” ve …’e karşı “Tehdit”; sanık … hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” ve …’e karşı “Tehdit” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında kasti suçtan hapis cezalarına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık … müdafii, sanık … ve müdafii ile sanıklar … ve …’ın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” ve …’e karşı “Tehdit” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Tehdit suçu yönünden; sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Her iki suç yönünden; 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesi uyarınca cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca, denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına ilişkin karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, her iki hüküm fıkrasında TCK’nin 51/7. maddesinin uygulandığı paragraftan sonra gelmek üzere “TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca, denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında …’e karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın eylemi neticesinde …l’de meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Ankara Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 04/01/2012 tarihli raporda, “frontal kemikte sağ tarafta deplase fraktür, depraesyon fraktürü saptanmakla, yapılan cerrahi müdahale ile kemik flebin yerine yerleştirildiği anlaşılan yaralanma, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur, kemik kırığının hayat fonksiyorlarına etkisi ağır (4) derecedir.” şeklinde görüş belirtilmesi karşısında, yargılama konusu eylemini (TCK’nin 87/1-d ve 87/3. maddelerinde yer alan) birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olacak
şekilde gerçekleştiren sanık hakkında, TCK’nin 86/1. maddesine göre temel cezanın tayininde, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu gibi TCK’nin 61. maddesinde yer verilen, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin kriterler ile TCK’nin 3. maddesinde belirtien “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde altı sınırdan uzaklaşılması ve sanığın tek bir eylemi ile birden fazla sonuç doğması nedeniyle TCK’nin 44. maddesi gereği en ağır cezayı gerektiren sonuç gereği TCK’nin 87/1-d ve 87/1-son maddelerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması ile yetinilmesi gerektiği halde, sanık hakkında TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d ve 87/1-son maddeleri uyarınca hükmolunan “5 yıl” hapis cezasının, hatalı uygulama ile mağdurda ayrıca kemik kırığı oluştuğundan bahisle TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca (¼) oranında artırılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezasının, aynı Kanun’un 86/3-son maddesi gereği (½) oranında artırılması suretiyle belirlenmesi gereken ceza miktarı “1 yıl 15 ay” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “2 yıl 3 ay” hapis cezası olarak tespiti; yine bu miktarın, TCK’nin 87/1-d maddesi uyarınca (1) kat artırılması neticesinde hükmedilmesi gereken ceza miktarı “2 yıl 30 ay” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “4 yıl 6 ay” hapis cezası olarak tespiti suretiyle fazla ceza tayini,
c) Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 03/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.