Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/11549 E. 2020/18944 K. 17.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/11549
KARAR NO : 2020/18944
KARAR TARİHİ : 17.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18-son maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22 ve 5/2. maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1. Sanığın 08.06.2011 tarihli eylemi hakkında mahkemenin bozma öncesi kurulan 2011/1207 Esas sayılı dosyasından 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesi uyarınca neticeten hapisten çevrili 3.000,00 TL adli para cezası ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
21.06.2011 tarihli eylemi hakkında mahkemenin bozma öncesi kurulan 2011/935 Esas sayılı dosyasından 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesi uyarınca neticeten hapisten çevrili 3.000,00 TL adli para cezası ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
27.06.2011 tarihli eylemi hakkında mahkemenin bozma öncesi kurulan 2011/933 Esas sayılı dosyasından 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesi uyarınca neticeten hapisten çevrili 3.000,00 TL adli para cezası ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bozma sonrası anılan dosyaların birleştirilerek suç tarihleri ve ele geçen eşyanın niteliğine göre eylemlerin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığından cihetle; sanık hakkında 4733 sayılı Yasa uyarınca temel ceza belirlenerek, TCK’nun 43. maddesi uyarınca gerekli artırım ve takdiri indirim nedenleri uygulanıp netice cezanın belirlenmesi ve bozmaya konu 3 hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle sanığın cezada kazanılmış hakkı gözetilerek yukarıda belirtilen dosyalarda sanık hakkında verilen cezaların toplamı olan hapisten çevrili 9.000,00 TL adli para cezası ve doğrudan verilen 240,00 TL adli para cezası olarak cezanın infazına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/04/2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihlerinin sırasıyla 08.06.2011, 21.06.2011 ve 27.06.2011 olduğu, iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 10.11.2011, 21.09.2011 ve 21.09.2011 olduğu,
Sanık hakkında İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinde aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olan mahkemenin 2019/418 Esas sayılı dosyasında suç tarihlerinin sırasıyla 15.06.2011 ve 26.06.2011 olduğu, iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 10.08.2011 ve 21.09.2011 olduğu, anlaşılmakla;
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, sonuç cezada sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 17/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.