YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3733
KARAR NO : 2020/14237
KARAR TARİHİ : 02.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanıklar hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik aleyhe olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I- Sanık … hakkında konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararların temyizi mümkün olmadığından, 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanık … müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının dilekçelerinin itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline istem gibi İADESİNE,
II- Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
14.04.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2.maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükmünün temyizi mümkün olmadığından sanık … müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin CMUK’nın 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
III- Sanık … hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazının incelenmesinde;
Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a maddesi gösterilmemiş ise de, mahallinde ilavesi mümkün kabul edilmiş, konut dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
IV- Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Olay günü katılanın evini gündüz saat 11.40’ta kilitleyip evden ayrıldığı, aynı gün saat 12.40’ta evine geldiğinde kapı kilit göbeğinin yerinden sökülerek eve girildiğini, ev içerisindeki sandığın kırıldığını, evin dağıtılmış olduğunu görüp hırsızlık yapıldığını polise bildirdiği, katılan soruşturma aşamasındaki ilk beyanında evinden cep telefonu, üzerinde Murat yazan altın künye, dört adet saat, gelininin el cüzdanı ve bu cüzdan içinde bulunan gelini ve torunlarının nüfus cüzdanları ve 20,00 TL paranın çalındığını belirttiği, hırsızlık yapan şahıs veya şahısların yakalanması amacıyla araştırma yapıldığı, aynı gün yolda yürüyen sanıklar … ve …’nın polis ekiplerini görünce şüpheli hareketlerde bulunmaları üzerine durduruldukları, sanıkların karın bölgelerinde şişkinlik bulunması üzerine yapılan üst aramasında sanıkların üzerinden 3 adet tornavida, ingiliz anahtarı ve katılan …’ın evinden çalınan üzerinde Murat yazan altın künye ile cep telefonunun ele geçirildiği, sanıkların altın künye ile cep telefonunu yolda bulduklarını söyledikleri, katılanın teşhisi üzerine altın künye ile cep telefonunun sağlam olarak teslim edildiği olayda, katılan soruşturma aşamasındaki ek beyanında daha önce çalındığını söylediği dört adet kol saatini, gelininin el cüzdanı ve bu cüzdan içinde bulunan gelini ve torunlarının nüfus cüzdanları ve 20,00 TL parayı evde yaptığı aramada bulduğunu bu eşyaların çalınmadığını, mahkemedeki beyanında da daha sonra ayrıntılı baktığında dört adet kol saati ve cüzdanın da kayıp olduğunu anladığını, maddi zarar talebinin olmadığını belirtmesi ve sanıkların da mahkemedeki savunmalarında katılanın zararını karşılamak istediklerini söylemeleri karşısında, öncelikle çalınan eşyalarla ilgili katılanın beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, katılanın, evinden dört adet kol saati ve cüzdanın da çalındığını beyan etmesi halinde bunların sanıklar tarafından aynen iadesi halinde veya makul süre verilerek tevdii mahalli tayin edilip tespit edilecek zararın sanıklar tarafından karşılanıp karşılanmadığının belirlenmesinden sonra ve kovuşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iade nedeniyle katılandan kısmi iadeye muvafakatinin olup olmadığı da açıkça sorularak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması; katılanın, evinden ayrıca dört adet kol saati ve cüzdanın çalınmadığını beyan etmesi halinde ise soruşturma aşamasında katılana sağlam olarak teslim edilen suça konu cep telefonu ve üzerinde Murat yazan altın künye ile ilgili sanıklar tarafından gerçekleştirilmiş rızai iade bulunmaması sebebiyle haklarında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanmaması gerekirken “ mağdurun zarar talebinin olmayışı nedeniyle TCK’nın 168. maddesi sanıkların lehine değerlendirilerek ” biçimindeki gerekçeyle sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02/12/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.