YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/157
KARAR NO : 2020/16551
KARAR TARİHİ : 24.11.2020
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : Sakarya 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kocaeli 3. İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı-karşı davacı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.11.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı-karşı davacı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı karşı davalı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 24.05.2008-06.09.2017 tarihleri arasında operatör olarak çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumuna gerçek ücretlerin bildirilmemesi ve işçilik alacaklarının ödenmemesi nedenleriyle iş sözleşmesini sonlandırdığını, son ücretinin net 2.500,00 TL olduğunu, çalıştığı süre boyunca asgari geçim indiriminin ödenmediğini, genel tatillerde çalıştığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Karşı dava bakımından cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı karşı davacı vekili, davacının 2009 yılı Aralık ayında kendi isteği ile işten ayrıldığını, 2010 yılı Mayıs ayında tekrar çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, asgari ücretle çalıştığını, asgari geçim indiriminin ödendiğini, genel tatil ve fazla mesai yapmadığını, yıllık izin ücretlerinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı dava dilekçesinde davalı işçinin 18.05.2010 tarihinden itibaren davacı işyerinde ekskavatör operatörü olarak çalıştığını, 05.09.2017 tarihinde işten ayrılmak istediğini ve müvekkilden herhangi bir hak ve alacağı olmadığını belirten yazı yazdığını, ihbar süresine uymadan işten ayrıldığını, işyerini zarara uğrattığını belirterek ihbar tazminatı ile maddi tazminat alacağının davalı işçiden tahsilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, ulusal bayram genel tatil alacağından indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, birleşen davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulüne dair yeniden hüküm tesis edilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı – karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı- karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukukunda bu yükümlülüğün anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir.
Somut olayda davacının toplam hizmet süresince 8 yıllık dönemde hiç izin kullanmadığı kabul edilerek hesaplanan yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır.
Davacının 8 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmaması hayatın olağan akışına terstir. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu gözetilerek, davacının 8 yıl boyunca izin kullanıp kullanmadığı noktasında beyanı alınmalı, oluşacak sonuca göre tüm deliller birlikte değerlendirerek yıllık izin ücreti ile ilgili karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.