Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/4238 E. 2012/10676 K. 16.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4238
KARAR NO : 2012/10676
KARAR TARİHİ : 16.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile Hazine ve Karacasu Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.12.2011 gün ve 239/908 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 1000 m2’lik arsa niteliğindeki taşınmazı 1972 yılından bu yana kullandığını, zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Karacasu Belediye Başkanlığına dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, dava konusu ve krokide C ve D harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin zeminde yolda, B harfiyle işaretli yerin ise, 1002 ada 4 sayılı parsel kapsamında kaldığı gerekçesiyle bu taşınmaz bölümlerine yönelik davanın reddine, teknik bilirkişilerin krokisinde A harfiyle işaretli 551,37 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın ise, kabulüyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili, reddedilen kısımları ise davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosyadaki bilgilere göre davalı gösterilen Karacasu kasabasının belediye olmaktan çıkartıldığı ve yapılan son düzenleme ile Kahramanmaraş Belediyesine bağlandığı anlaşıldığından TMK.nun 713/3. maddesi gereğince davanın Kahramanmaraş Belediyesine yöneltilmesi, davaya katıldığı taktirde tanık ve delillerini bildirmesi için süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin bu şekilde sağlanması ve davanın yürütülmesi gerekir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz tapulama dışı bırakılan yer iken, 11.01.2007 tarihinde idari yoldan 1459 sayılı parsel ile Hazine adına tapuya bağlanmış, 05.02.2007 tarihinde yapılan birinci imar uygulamasıyla, 685 ada 3 parsel olmuş ve 15.02.2008 tarihinde yapılan ikinci imar uygulamasında ise, 1002 ada 3 ve 4 parsel numaralarını almış, bir kısmı ise teknik bilirkişinin krokisinde açıklandığı gibi imar uygulamasında yolda bırakıldığı belirlenmiştir. Dava 18.06.2008 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarihte teknik bilirkişi …’in dosyaya sunduğu 13.12.2010 tarihli rapor ve krokisinde A harfiyle gösterilen yerin Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 1002 ada 3, B harfiyle belirlenen taşınmaz bölümünün dava dışı …ve … adına tapuda kayıtlı bulunan 1002 ada 4 sayılı parsel içerisinde kaldığı, C ve D harfleriyle gösterilen yerlerin ise, imar paftasında yol olarak gösterildiği saptanmıştır.
Saptanan bu olgular karşısında davanın açıldığı tarihte 1002 ada 4 sayılı parsel içerisinde kalan ve B harfiyle işaretlenen yerin yukarıda isimleri verilen kişiler adına tapuda kayıtlı yer içinde kaldığı ve bu kayıt maliklerine karşı davacının yöntemine uygun bir biçimde açılmış bir dava ve isteğin bulunmadığı, dahili dava yoluyla bu parsel bakımından taraf teşkilinin sağlanmasının mümkün olmadığı usul ve kanun gereğidir. Krokide A harfiyle gösterilen Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 1002 ada 3 sayılı parsel bakımından toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları ile süresinin davacı yararına oluştuğu ve bu konuda bir duraksamanın bulunmadığı, Hazine adına ilk tapu kaydının ihdas edildiği 11.01.2007 tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin dolduğu anlaşıldığından Hazinenin bu parsele (A’ya), davacının ise, 1002 ada 4 sayılı parsele (B’ye) yönelik temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunmadığından reddi ile bu taşınmaz bölümlerine ilişkin hüküm fıkralarının ONANMASINA,
Davacının imar paftasında yolda bırakılan C ve D harflerine yönelik temyiz itirazlarına gelince: teknik bilirkişinin raporu, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde krokide C ve D harfleriyle belirlenen yerlerin de, 11.1.2007 tarihinde Hazine adına oluşturulan 1459 sayılı parsel kapsamında kalan yerler olduğu bu tarihten geriye doğru davacının bu taşınmaz bölümleri üzerinde de kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının ve süresinin yararına gerçekleştiği, ancak; taşınmazların paftasında yol olarak bırakılması nedeniyle tescile karar verilemeyeceği gözetilerek söz konusu taşınmaz bölümleri bakımından zilyetliğin (mülkiyetin) davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi düşünülmelidir. İmar uygulamasıyla C ve D harfli yerlerin ilk imar uygulamasının yapıldığı 05.02.2007 tarihinden itibaren kamu emlakine dönüştüğünün kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda C ve D’nin davacı adına tapu kütüğüne tesciline değil, mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilir. Sapma göstermeyen Daire uygulaması bu yöndedir.
Davacı …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle krokide C ve D harfleriyle gösterilen yerler bakımından hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, 21.15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.