Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3808 E. 2021/1904 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3808
KARAR NO : 2021/1904
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 20.12.2017 gün ve 2015/107 E. – 2017/549 K. sayılı kararı onayan Daire’nin 21.05.2019 gün ve 2018/2619 E. – 2019/3988 K. sayılı kararı aleyhinde davalı-karşı davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 20.01.2000 tarihinde yaptıkları sözleşme ile davalının ürettiği malların yurt dışı ve yurt içi pazarlanması ve pazar araştırması faaliyetlerini yürüttüklerini, sözleşmenin 8. ve 9. maddelerinde davalı tarafından gerçekleştirilen KDV’siz satış bedellerinden tahsil edilen tutar üzerinden % 14 komisyonun davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu uygulamaya göre 26.04.2007 tarihine kadar her ayın sonunda davalı tarafından müşterilere yapılan satışları ve ödenecek komisyon tutarını gösteren hesap döküm cetvellerinin gönderildiğini, müvekkilinin buna göre fatura düzenlediğini ve davalının da ödeme yaptığını, bu suretle alacaklarını tahsil ettiklerini, davalı tarafın 26.04.2007 tarihinden önceki bir kaç aylık dönemde hesap döküm cetveli göndermesine rağmen satış bedellerinden ödenmesi gereken komisyonunun ödemediğini, bu tarihten sonra ise hesap döküm cetvellerini göndermediğini, 15.09.2007 tarihinde davalının davacı şirket ortaklarından … …’ye aralarındaki iş ilişkisini 03.09.2007 tarihinde sonlandırdıklarını beyan ettiğini, ayrıca 10.10.2007 tarihli noter ihtarnamesi ile aralarındaki ticari ilişkinin 03.09.2007 tarihinde sona erdiğinin bildirdiğini, davalı ile yapılan sulh görüşmeleri sonucunda davalının 26.04.2007 tarihindeki davacı alacağını ödemeyi kabul ettiğini ve 28.11.2007 tarihinde kısmi sulh sözleşmesi düzenlediklerini, bu sözleşme gereğince 26.04.2007 tarihine kadar olan borcunu davalının davacıya ödediğini, anılan sulh sözleşmesinde sözleşmenin feshi nedeni ile diğer alacak ve tazminat haklarının saklı tutulduğunu, davalı ile yapılan 20.01.2000 tarihli sözleşme gereğince karşılıklı güvene dayalı olarak davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini fesih tarihine kadar titizlikle ifa ettiğini, gerek yurt içi gerekse yurt dışında davalı müşterileri nezdinde yoğun ve başarılı çalışmalar yürüttüğünü, davalının ürün satışlarının en az 5 kat arttığını, davalının sözleşmeyi dürüstlük kurallarına aykırı şekilde tek taraflı feshettiğini, sözleşmenin süresiz sözleşmelerden olması nedeni ile ancak makul bir ihbar süresi tanınarak feshedilebileceğini, sözleşmenin 8. maddesi gereğince 26.04.2007 tarihinden 03.09.2007 tarihine kadar ve bu tarihten itibaren davacıya tanınması gereken 6 aylık makul ihbar süresi sonuna kadar 10 aylık dönemde ödemesi gereken komisyon tutarının ödenmesi için davalıya 05.02.2008 tarihli noter ihtarı gönderildiğini, davalı tarafın 2000 yılında yapılan sözleşmeyi feshi nedeni ile 26.04.2007-03.09.2009 arası dönemde yapılan satışlar üzerinden %14 komisyon ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 25.000.-TL komisyon alacağının ve 6 aylık makul fesih ihbar süresine uyulmadığından ihbar süresi zarfında ödenmesi gereken komisyon alacağından şimdilik 25.000.-TL’nın faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/6 Esas sayılı davasında, davacı … (Estaş) Otomotiv Pazarlama Tic. San. A.Ş. vekili, daha önce açtığı davadaki açıklama ve taleplerini tekrarlayarak davalı-karşı davacı şirketin aralarındaki sözleşmeyi haksız ve ihbar süresine uyulmadan tek taraflı fesih nedeni ile önceki davada talep ettiği miktarın indirilmesinden sonra kalan 1.541.392 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ve KDV’si ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı şirketin %50 payının davalı şirkete ait olduğunu, %50’sinin ise…-…-…- …’ye ait olduğunu, davacı şirket ortaklarından … ve …’nin davalının bilgisi dışında yurt dışında bir takım firmalar kurarak rekabet yasağını ihlal ettiklerini, kurulan bu şirketlerden elde edilen gelirin davacı şirkete aktarılmaması nedeni ile aralarındaki güven sarsıldığından sözleşmenin sürdürülemeyeceği kanaatine varılıp 16.05.2007 tarihinde davacı şirketin merkezinde toplantı yapılıp 20.01.2000 tarihli sözleşmenin sona erdirilmesi, 30.04.2007 tarihi itibari ile hesapların görülmesi, davalı şirketin davacı şirketteki % 50 hissesinin bedelli olarak davacı şirket ortaklarına devri yönünde anlaşma sağlandığını, bu hisse devrinin 10.08.2007 tarihinde yapıldığını, 28.11.2007 tarihinde düzenlenen sulh sözleşmesi ile davacı ile olan ticari ilişkinin sona erdirilmesi hususunda anlaştıklarını ve 25.04.2007 tarihi itibari ile tahakkuk eden davacı komisyonlarının ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu nedenlerle 26.04.2007 tarihinden sonraya yönelik komisyon alacağı, mahrum kalınan komisyon alacaklarına ilişkin davacı taleplerinin iyi niyetli bulunmadığından reddi gerektiğini, ayrıca sulh sözleşmesinde sadece tazminat hakları saklı tutulduğundan davacının alacak hakları saklı tutulmadığından davacının alacak istemlerinin reddi gerektiğini savunmuş, karşı davada ise, 2000 yılındaki sözleşmedeki taahhütlerini davacı şirketin yerine getirmemesi nedeni ile davalı-karşı davacı şirketin pazar kayıpları, müşteri sayısı ile ciroda azalma ortaya çıktığını ileri sürerek 25.000.-TL maddi tazminat ile davalı şirketin prestij kaybı dolayısı ile 25.000.-TL manevi tazminatın faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece asıl dava yönünden davanın kabulü ile 50.000.-TL’nın 20.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmekle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1.251.111,76 TL’nın 20.03.2008 tarihinden itibaren avans faizi ile davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, diğer taleplerin reddine dair verilen kararın davalı-karşı davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davalı-karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 154,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 1041,90 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı-karşı davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.