YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1343
KARAR NO : 2021/1820
KARAR TARİHİ : 02.03.2021
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, davacının ziynet eşyaları bozdurularak, ailesinden kalan miras hisseleri kullanılarak ve ayrıca davacı ile çocukları tarafından kayısı ağaçları dikilip yetiştirilmek ve bu kayısı bahçelerinde işçi gibi çalışmak suretiyle elde edilen gelirlerle evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen asıl davaya konu 3 ve 5 numaralı meskenler ile 268 parselde kayıtlı tarla yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla her biri için 10.000,00’er TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL’nin, birleşen davaya konu 100 parselde kayıtlı tarla yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle sundukları 17.03.2016 tarihli dilekçeyle 3 nolu mesken yönünden talep miktarını 29.661,00 TL’ye arttırmıştır.
Davalı … vekili, davacının ziynet eşyalarının çalındığını, bu yönde savcılığa tarafların başvurduklarını, kayısı bahçelerinde davalının yevmiye usulüyle dışardan işçi çalıştırdığını, taşınmazların davalının kişisel malı olduğunu, davacının taşınmazların edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, asıl davaya konu 3 numaralı meskende davacının 29.661,00 TL katılma alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 10.000,00 TL’si için karar tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, asıl davaya konu 5 numaralı mesken, 268 nolu parsel ile birleşen davaya konu 100 nolu parsele ilişkin taleplerin ise taşınmazların davalı adına taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde tescil edildiği, bu itibarla davalının kişisel malı olduğu, davacının dava konusu bu taşınmazlara parasal ve para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkıda bulunduğunu ispat edemediğinden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2016/19275 Esas ve 2019/735 Karar sayılı ilamıyla, dava konusu 100 parselde kayıtlı taşınmazın 3/96 hissesinin dava tarihi itibariyle değerinin tamamının, 100 parselde kayıtlı taşınmazın geri kalan 93/96 hissesi ve 268 parsele kayıtlı taşınmaz yönünden ise dava tarihi itibariyle değerleri üzerinden mahkemece TMK’nin 4 ve TBK’nin 50. maddesi kapsamında belirlenecek hukuk ve hakkaniyete uygun oran doğrultusunda davacı lehine katkı payı alacağı miktarına hükmedilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuş, davacı tarafın diğer temyiz itirazları yerine görülmeyerek reddine karar verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 100 parselde kayıtlı taşınmazda 3/96 hisse yönünden 10.000,00 TL, dava konusu 100 parselde kayıtlı taşınmaz 93/96 hisse yönünden 10.000,00 TL ve dava konusu 268 parselde kayıtlı taşınmaz yönünden 10.000,00 TL katkı payı alacaklarının karar tarihi olan 10.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödemesine, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunun tesbitine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, davacı lehine kabul edilen katkı oranı (%25) dosya kapsamına uygun düştüğüne ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında katkı payı alacağı hesaplamasında taşınmazların dava tarihindeki değerlerinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir.
Tasfiyeye konu taşınmazların dosya kapsamında teknik bilirkişi raporlarıyla belirlenen dava tarihi 10.10.2014 itibariyle sürüm (rayiç) değerleri (268 parsel 81.200,00 TL, 100 parsel 437.900,00 TL) yerine bozmadan sonra ek rapor aldırılmak suretiyle 2019 sürüm (rayiç) değerleri (268 parsel 89.600,00 TL, 100 parsel 554.724,00 TL) üzerinden hesap yapılıp davacının 268 parsel sayılı taşınmazda 22.400,00 TL, 100 parsel sayılı taşınmazda 138.681,00 TL katkı payı alacağı olduğunun kabul edilmesi hatalıdır. Bununla birlikte birleşen dava açılırken davaya konu 100 parselde kayıtlı taşınmazda davacı tarafın fazlaya dair hakları saklı tutularak harcı yatırılan talep miktarının 10.000,00 TL olduğu ve bu talebin davacı tarafça arttırılmadığı dikkate alınmaksızın taleple bağlılık kuralına aykırı olacak şekilde mahkemece bu taşınmazda davacı lehine ayrı ayrı 10.000,00’er TL’ye hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılacak iş asıl davaya konu 268 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 81.200,00 TL olduğu gözetilerek, katkı oranının (%25) bu değerle çarpılması sonucu davacının 20.300,00 TL katkı payı alacağı hakkı bulunduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle, birleşen dava konusu 100 parsel sayılı taşınmazda 3/96 hissenin dava tarihi itibariyle değerinin 13.684,37 TL olduğu gözetilerek bu miktarın tamamı kadar, 100 parsel sayılı taşınmazdaki 93/96 hissenin değerinin 424.215,62 TL olduğu gözetilerek, davacının katkı oranının (%25) bu değerle çarpımı sonucu ulaşılan 106.053,90 TL olmak üzere 100 parsel sayılı taşınmazda toplam 119.738,27 TL katkı payı alacağı hakkı bulunduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline ve her iki taşınmaz yönünden davacının fazlaya dair hakkının saklı tutulmasına karar verilmesi olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.