YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10214
KARAR NO : 2020/17451
KARAR TARİHİ : 26.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlerine dair, temyiz isteminin reddine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık …’nin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilen ve 26.05.2016 günü usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükmü, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra, 06.06.2016 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine dair 07.06.2016 tarihli ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik sanık …’in temyiz sebeplerinin reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddelerinde yapılan değişikliklere göre, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce usulüne uygun olarak yapılan uzlaşma tekliflerinin CGK’nin 25.10.2018 tarih, 2018/394 Esas ve 2018/478 sayılı Kararı gereğince geçerli olduğu ve bu nedenle uzlaşma teklifi yapılmış ve kabul edilmemiş olan dosyalarda yeniden uzlaşma teklifi yapılmasına gerek bulunmadığı, somut olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1. maddesi kapsamında kalan eylemin kanun değişikliği öncesinde de uzlaştırma kapsamında bulunduğu, tarafların uzlaşmak istemediklerini beyan etmeleri, yapılan uzlaşma tekliflerinin de usulüne uygun olması karşısında, tebliğnamenin bu yöndeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 Karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nin 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK’nin hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL. dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu gözönüne alındığında; sanığın adli sicil kaydında yer alan Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2011 tarihli, 2009/754 Esas, 2011/117 Karar sayılı ilamı doğrudan verilen 1.500,00 TL adli para cezasına ilişkin ilamın tekerrüre esas olduğu, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Katılan … hakkında düzenlenen ve hükme esas alınan raporun yetersiz nitelikte olup Adli Tıp kriterlerine uygun olmadığı anlaşılmakla, katılanın geçici ve kesin raporları ile yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi evrakların en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Kabule göre de, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasına TCK’nin 29.maddesi gereğince (1/4) oranda indirim yapıldığında sonuç cezanın “1 yıl 1 ay 15 gün” hapis cezası yerine “1 yıl 3 ay” hapis cezası olarak tespiti suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 26.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.