Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/679 E. 2021/5393 K. 17.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/679
KARAR NO : 2021/5393
KARAR TARİHİ : 17.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Katılan vekilinin 02.12.2014 havale tarihli dilekçesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itiraz mahiyetinde olduğu, merciince incelenmesi gerektiği belirlenip, sanığın 11/11/2014 tarihli temyiz dilekçesinin ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına da yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında defter ve belge gizleme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca temyizi mümkün olmayıp, itiraz yasa yoluna tabi olduğundan; sanığın temyiz talebinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile merciince incelenmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
II-Sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçunun Kanun’daki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
III-Sanık hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan açılan kamu davasında, sanığın yüklenen suçu kabul etmemesi, 04.11.2009, 18.03.2010, 19.04.2010 tarihlerinde sanık adına düzenlenen yoklama fişlerindeki yazı ve imzalar ile sanık tarafından 22.05.2008 tarihinde Güneşli vergi dairesine verilen işe başlama bildirimindeki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının bilirkişi incelemesi ile saptanması, sanığın Bakırköy ….Noterliğinin 04/06/2008 tarih ve 23319 nolu vekaletnamesi ile mükellefiyete ilişkin…, …, … ve … isimli şahısları vekil tayin ettiğinin anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
1-Sanık tarafından vekil tayin edilen…, …, … ve … ile savunmasında ayrıca adı geçen … isimli kişilerin, açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitiyle duruşmaya celp edilmeleri, CMK‘nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları bulunduğu da hatırlatılarak tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması,
2-Sanık tarafından düzenlendiği iddia olunan kanaat oluşturacak sayıdaki fatura asıllarının, vergi dairesinden de sorulmak suretiyle temin edilerek dosyaya getirtilmesi; faturalar üzerindeki imza ve yazıların sanığın yada…, …, …, … ve … isimli kişilerin eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3-Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulmasından sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, yasaya aykırı,
4-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.