YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1098
KARAR NO : 2021/3188
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.04.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı asil ve vekili Av….. ve karşı taraftan davalı asil ve vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde davacının katkısı ile edinilen davalı adına kayıtlı taşınmaz yönünden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 05.12.2018 tarihli harcı da yatırılan dilekçe ile talep miktarı 2.206.000,00 TL’ye arttırılmıştır.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen taşınmazın dava dışı anne … isimli kişi adına kayıtlı iken 14.04.2008 tarihinde oğlu davalı … adına tescil edildiği, davacı tarafın bu taşınmazla ilgili inanç anlaşmasından kaynaklı muvazaalı devir iddiası olduğu, davacı tarafın inanç sözleşmesi iddiasına yönelik dosyaya herhangi bir yazılı belge sunmadığı, Mahkemece davacı tarafa sözleşmenin iptali yönünde 07.09.2018 tarihli celsede ek dava açması hususunda süre verildiği ancak davacı tarafça, 07.12.2018 tarihli celsede ek dava açmayacakları, taşınmazın edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında değerlendirilmesini istenmiş olmakla; toplanan deliller göz önüne alındığında dava dışı … tarafından oğlu … adına yapılan tescil işlemi sonrası dava konusu taşınmazın davalının kişisel malı niteliğinde olduğu, davacının bu taşınmazda katılma alacağının mevcut olmadığı, inançlı işlem iddiasını da kanıtlayamadığı sonucuna varıldığından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Edinilmiş mallar, TMK’nin 219. maddesinde düzenlenmiştir. Maddede edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak tanımlanmıştır. Buna göre bir malvarlığının edinilmiş mal sayılabilmesi için kural olarak öncelikle; mal rejiminin devamı süresince edinilmiş olması ve malvarlığının karşılığı verilerek elde edilmiş olması gerekmektedir. Örnekleme ile sayılan edinilmiş mallardan ilki, TMK’nin 219. maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinde düzenlenmiştir. Buna göre bir eşin çalışmasının (emeğinin) karşılığı olarak edinilen malvarlığı edinilmiş mal kabul edilecektir.
Ölünceye kadar bakma akdi sonucu edinilen edinimler de bu kapsamda edinilmiş maldır. Ölünceye kadar bakma akdi, TBK’nin 611 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Karşılıklı taahhüt ve ivazlar içermektedir. Bakım borçlusu ölene kadar bakmak, bakım alacaklısı ise sözleşmeye konu malı bakım alacaklısına devretme taahhüdü altındadır. Ölünceye kadar bakma akdi karşılığında eşe herhangi bir malvarlığı devredilecekse bu malvarlığının edinilmiş mal olduğu ve diğer eşin bu malvarlığı üzerinde kural olarak yarı pay oranında katılma alacağı hakkının olduğu söylenebilir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus, borçlu eşin bakım süresi ve bu sürenin geçtiği dönemdir. Bakım süresinin bir kısmının mal rejimi içinde bir kısmının ise mal rejiminin dışında geçmesi durumunda ise kıdem tazminatına benzer bir hesaplama yöntemi ile mal rejimi dışındaki sürenin karşılığına denk gelen malvarlığı bölümü kişisel mal, mal rejimi devamı sürecindeki bakım süresine denk gelen malvarlığı bölümü ise edinilmiş mal kabul edilerek oranlama yapılmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde;
Dava konusu taşınmaz, evlilik birliği içinde eşler, arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 14.04.2008 tarihinde, davalı eşe annesi tarafından tapuda devir edilmiş olup, devrin ölünceye kadar bakım akdi karşılığı yapıldığı sabittir. Tasfiyeye konu taşınmaz, evlilik birliği içinde başlayan ve boşanma davasından sonra da devam eden bakım borcu karşılığında edinilmiş, yani taşınmazın karşılığı olan edim (bakım borcu) boşanma davasından sonra da devam etmektedir.
Tüm bu açıklamalara göre, taşınmazın bir kısmı evlilik birliği içinde emek karşılığında edinildiğine göre, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yapıldığı tarih ile edimin devam ettiği boşanma dava tarihinden sonraki/bakım alacaklısının vefat ettiği tarihler, evlilik birliği içindeki süreler dikkate alınarak, edimin tamamının süresinin evlilik birliği içindeki edim süresine oranı belirlenerek, bu oran ile taşınmazın tasfiye (bozma ile güncelliğini yitireceğinden bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) tarihi itibariyle sürüm değeri çarpılmak suretiyle bulunacak artık değerin yarısı üzerinden davacının katılma alacağı hesaplanmalıdır. Mahkemece, yanılgılı ve dosya kapsamına uygun düşmeyen şekilde davanın inançlı işleme dayalı olduğuna ve taşınmazın tamamının kişisel mal olarak kabulüne dair tespitler hatalı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.