YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13070
KARAR NO : 2020/18353
KARAR TARİHİ : 08.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde,
Hakaret suçunda temel cezanın doğrudan TCK’nin 125/3-a maddesi uyarınca belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamenin bu husustaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
a) Katılanın olay tarihinde okulda özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığına ilişkin görev belgesi dosya içerisine getirtilmeksizin eksik araştırma ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 125/3-a maddesinin uygulanması,
b)Hakaret suçunun aleni bir yer olan yolda işlenmesine karşın, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 125/4. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza verilmesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
2) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Adli Tıp Kurumu uygulama ve kriterleri ile Dairemizin istikrarlı içtihatlarına göre katılanın yüzünde sabit iz kalıp kalmayacağı yönündeki raporun olay tarihinden en az 6 aylık süre geçtikten sonra yapılacak muayene sonucunda düzenlenmesi gerektiği, mağdurun yaralanmasının yüzünde sabit iz niteliğinde olduğuna dair Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 06.05.2016 tarihli raporun ise olay tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden yapılan muayenesi sonucu düzenlendiği anlaşılmakla, katılanın tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne sevkinin yapılarak, yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı yönünde yeniden raporunun aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Katılanın olay tarihinde okulda özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığına ilişkin görev belgesi dosya içerisine getirtildikten sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı gözetilmeksizin eksik araştırma ile uygulanmaması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
d) Katılanın hem yüzünde sabit ize hem de vücudunda kemik kırığına neden olacak nitelikte yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilememesi,
e) Katılanın hem yüzünde sabit ize hem de vücudunda kemik kırığına neden olacak nitelikte yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında yanlızca daha ağır netice olan yüzünde sabit ize neden olacak nitelikte yaralamadan dolayı ceza tayini gerekirken, yaralanma sırasında kemik kırığı da meydana geldiğinden ayrıca TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca cezanın artırılması,
f) Sanığın kamu görevlisi olan katılanı yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yüzünde sabit ize neden olacak nitelikte kasten yaraladığının kabul edilmesine karşın, cezasının 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-c, 87/1-c-son maddesi uyarınca 5 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi suretiyle eksik ceza verilmesi,
g) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
3) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın, suç tarihinde katılanın güvenlik görevlisi olarak çalıştığı okula geldiği, okulun içinde kantin bölümüne geçerek oturduğu, katılanın sanığı oturmanın yasak olduğunu söyleyerek dışarı çıkması yönünde uyarması üzerine sanığın katılana “sen benim kim olduğumu biliyor musun, bana Adanalı derler, çık dışarı da görüşelim” şeklinde sözlerle tehdit ettiği, katılanın sanığa okul dışına kadar refakat ettiği, dışarda sanığın tekrar okula doğru yöneldiği, katılanın sanığı tekrar uyarması üzerine sanığın katılana sinkaflı sözlerle hakaret edip kafa ile darp ederek burnunda kemik kırığına ve alınan rapora göre yüzde sabit ize neden olacak nitelikte yaraladığı olayda, görev belgesi dosyaya getirtilerek sanığın eylemlerinin kasten yaralama ve hakaret suçları dışında, görevi yaptırmamak için direnme suçunun TCK’nin 265/1. maddesi tehdit unsurunu da oluşturduğu, sanık hakkında ayrıca görevi yaptırmamak için direnme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarında temel cezalar alt sınırdan belirlendiği halde tehdit suçundan gerekçesi belirtilmeden alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle çelişkiye düşülmesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 08.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.