YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5040
KARAR NO : 2021/3937
KARAR TARİHİ : 22.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.10.2017 tarih ve 2015/409 E. – 2017/525 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.09.2019 tarih ve 2018/933 E. – 2019/1187 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılardan … vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Turkuaz Hava Yolları A.Ş.’nin Albaraka … Bankası A.Ş.’den kullanacağı krediye esas olmak üzere tanzim edilen genel kredi sözleşmesinden davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sorumlu olduklarını, asıl borçlu şirket tarafından kredi ödemelerinin aksatılması sebebi ile davalılar ile davacı arasında yapılan görüşmelere istinaden davacının garantör sıfatıyla kefil olarak adı geçen banka borcunun ödendiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu kredi borcunu grantör olarak ödediğini, garanti sözleşmesini yapmakta davacının büyük maddi ve kişisel menfaati bulunduğunu, garantör olan davacının davalılara rücu hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacıyla dava dışı Albaraka … Bankası A.Ş. arasında düzenlenen ”Garanti ve Borç Ödeme Sözleşmesi” hükümlerine göre bu sözleşmenin garanti sözleşmesi, borçlunun edimini taahhüt niteliğinde olduğu, bu bedeli davacının ödemesi ile kefillerden rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davacı ile banka arasında düzenlenen sözleşmede “Borçludan ayrı ve bağımsız olarak ve kesinlikle borçlunun feri niteliğinde olmamak ve asli bir borç niteliğinde olmak üzere ödemeyi gayrikabili rücu ve kayıtsız ve şartsız olarak garanti etmektedir.” şeklindeki hükümler nazara alınarak davacının garantör olduğu, davacının ödediği bedeli 6098 sayılı TBK’nın 128. maddesine göre kefillere rücu edemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.