YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1144
KARAR NO : 2021/3189
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Ortaklığı Rejiminin Tasfiyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davasının bozma sonrası yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak davalılar Lütfiye ve Mustafa vekili ve davalılar Şule ve Gül vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.04.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat … ve karşı taraftan davalılar … ve … vekili Avukat … davalılar … ve …’ın vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, muris Orhan ile davacının 1973’te evlendiklerini, Orhan’ın 2006’da vefat ettiği ve geriye mirasçıları olarak davacı ve müşterek iki çocuk ile murisin önceki evliliğinden olma iki çocuğu olan davalıların kaldığını, evlilik birliği içinde Kayseri 3. Noterliğinde 27.12.2002 tarihinde yapılan sözleşme ile muris ile davacının mal ortaklığı rejimini kabul ettiklerini, ortaklık malı olarak muris adına kayıtlı 6 adet taşınmaz, müşterek konutta fazla ekonomik değeri bulunmayan ev eşyaları ile muris adına Citibankta para bulunduğunu açıklayarak, mal ortaklığı rejimi ölümle son bulduğundan, muris adına kayıtlı ortaklığa ait malların açık kanun ve sözleşme hükümleri doğrultusunda tasfiyesini ve eşler arasında yapılan sözleşmenin 19. ve 20. maddeleri uyarınca 5022 parselde kayıtlı yazlık, 1744 parselde kayıtlı 2 nolu kışlık konut ve elde edeceği kira geliri ile davacı geçimini temin edeceğinden 534 parselde kayıtlı 22 nolu dükkanın davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … ve …, cevap dilekçelerinde açılan davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
Davalılar … ve Şule vekili, davacının talebinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin karar, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine, Daire’nin 18.03.2010 tarihli ve 2009/6186 Esas, 2010/1105 Karar sayılı ilamıyla davalılardan … tarafından muristen kalan ortak mallar ile kişisel malların tespitine ilişkin olarak Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.06.2008 tarihli ve 2007/48 Esas, 2009/1022 Karar sayılı dava dosyasında, muris Orhan’ın terekesinin tespitine karar verildiği, hükmün 15.12.2008 tarihinde kesinleştiği, anılan bu hüküm terekeye ait malların tespitine ilişkin olup terekenin tasfiyesi yönünde bir karar verilmediği, önceki hüküm tespit niteliğinde olduğundan bu dava yönünden HUMK’un 237.maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturmayacağı, taraflarca mal ortaklığı rejimi benimsendiğine göre, mahkemece mal ortaklığı sözleşmesi, 4722 sayılı Kanun’un 10/3 ve TMK’nin 202. maddesine göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde, Mahkemece verilen ikinci kararda davanın kısmen kabulü ile dava konusu tapuda tarafların murisi Orhan adına kayıtlı 22 nolu bağımsız bölümün 1/2’sinin tapusunun iptali ile davacı … adına tapuya tesciline, dava konusu muris Orhan adına Citibank Kayseri Merkez Şubesi’nde bulunan mevduat hesabındaki tutarın 1/2’sinin davacı …’ye ait olduğuna, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2 nolu bağımsız bölümün aile konutu olarak özgülenmesi talebinin reddine, davacının dava konusu 22 nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın 1/2 payının, 5022 parsel nolu taşınmazın, 2 nolu bağımsız bölümün miras payından dolayı özgülenmesi talebi yönünden mahkemenin TMK.nin 652. maddesi uyarınca görevsizliğine, talebe ilişkin olarak Kayseri Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğuna karar verilmiştir. Davacı vekili ile davalılar … ve Şule vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Daire’nin 2015/11337 Esas ve 2017/5037 Karar sayılı ilamıyla, davacı tarafın miras payından dolayı özgüleme talepleri olmadığı halde yazılı şekilde görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, eşler arasında noterde yapılan mal ortaklığı sözleşmesine göre 1744 parsel 2 nolu meskenin ortaklık malı olduğu kabul edilerek, öncelikle mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumlarına göre 2 nolu mesken ve Citibanktaki paranın tasfiye tarihi (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle evin sürüm (rayiç), paranın reel değerlerinin tespit edilip, davacı sağ eşin bu değerler üzerinden tasfiye payı hesaplanarak, bu payın tasfiyeye konu 2 nolu meskenin kural olarak mirasçılara kalan diğer 1/2 hissesini karşılayıp karşılayamayacağı değerlendirilip; yasal mevzuat ve eşler arasında yapılan sözleşmenin 19. maddesi gözetilerek sonucuna göre Citibanktaki para ve 2 nolu mesken yönünden bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm davacı yararına bozulmuş, davalıların esasa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddine, yargılama giderlerine yönelik itirazlarının ise bozma nedenine göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen son kararda davanın kısmen kabulü ile; dava konusu 22 nolu tapuda tarafların murisi Orhan adına kayıtlı taşınmazın 1/2’sinin tapusunun iptali ile davacı … adına tapuya tesciline, dava konusu 2 nolu tapuda tarafların murisi Orhan adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı … adına tapuya tesciline, dava konusu muris Orhan adına Citybank Kayseri Merkez Şubesinde bulunan mevduat hesabında bulunan tutarın 274.915,25 TL’sinin davacı ile muris arasındaki geçerli olan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı tasfiye alacağı ve davacının 2 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazdan ve Citybank Kayseri Merkez Şubesindeki mevduat hesabındaki miras hissesine karşılık olmak üzere Nesibe’ye ödenmesine, davacının fazlaya ve diğer taşınmazlara ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalılar … ve Şule vekili, davalılar … ve … vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz talebinin incelenmesinden,
Karşı tarafların temyiz başvuru dilekçeleri 22.01.2020 tarihinde vekile tebliğ edilmiş olup, davacı vekilinin HUMK’un 433/2 fıkrası uyarınca yasal 10 günlük süre geçirildikten sonra 05.02.2020 havale tarihli dilekçesiyle temyiz talebinde bulunduğu anlaşıldığına göre davacı vekilinin süresinde yapılmayan temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre esasa yönelik davalılar … ve Şule vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davalılar … ve Şule vekili ile davalılar … ve … vekilinin harç, yargılama gideri ve vekalet ücretlerine yönelik temyiz itirazları incelendiğinde;
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesinde “Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.” düzenlemesi yer almaktadır. HMK’nin 312. Maddesinde de, feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri düzenlenmiş olup buna göre “(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.”
Somut olayda; davalılar … ve …’nın davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri ve yargılamanın ilk duruşmasında davayı kabul ettikleri sabit olup, haklarında harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilirken bu hususun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davalılar … ve Şule yönünden ise davanın mirasçılar arasında görüldüğü gözetilmeksizin harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalıların miras payları oranında sorumlu tutulması gerekirken müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması doğru değildir. Bununla birlikte davanın reddedilen (278.920,00 TL) miktarına göre 2019 yılında yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 22.685,2 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davalılar lehine 15.583,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
Açıklanan şekilde harç, yargılama gideri, vekalet ücretlerinde hata ve eksiklikler giderilip karar verilmek üzere hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar … ve Şule vekilinin ve davalılar … ve … vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar … ve Şule vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının (2) nolu bentte gösterilen ve davacı … vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin …’dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Lütfiye ve …’a verilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin …’dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Şule ve …’a verilmesine ve taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 06.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.