Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6713 E. 2020/7355 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6713
KARAR NO : 2020/7355
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil (Paydaşlar Arası)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekkilinin Mehmet ve … …’nin mirasçısı olduğunu, …’nin 11.10.1996 tarihinde, eşi … …’nin ise 28.02.2011 tarihinde vefat etmesiyle geriye mirasçı olarak davacı …, davalı … ve dava dışı …’nin kaldığını, …, … İlçesi, … Mah. 64 ada, 23 parselde kayıtlı arsa vasfındaki taşınmazda davacının 4261/73728 hissesi olduğunu, parsel üzerinde tasarruf krokisinde A harfi ile gösterilen bina bulunduğunu ve bu binanın da muris …’ye ait olduğunu, davalının bu taşınmazda bulunan 6 daire ve 2 dükkanı kiraladığını ve davacının mülkiyet hakkını kullanmasını engellediğini belirterek, 23.10.2009 tarihinden dava tarihine kadar ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin annesi … …’nin 28.02.2011 tarihinde vefat ettiğini, vefat edene kadar ilgili gayrimenkullerden elde edilen kiraların binanın giderlerine ve … …’nin bakım ve ihtiyaçlarına harcandığını, … …’nin vefatından sonra da toplanan kiralar yine binanın bakımı için zorunlu giderlerine harcandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından ve toplanan delillerden; dava konusu …, … ilçesi 64 ada 23 parsel üzerinde bulunan binanın muris …’ye ait olduğu, murisin 11.10.1996 tarihinde ölümü sonrası geriye eş …, oğlu …, kızı … ve diğer oğlu dava dışı …’ın kaldığı, 26.10.2009 tarihli resmi senet ile anne … ve dava dışı kardeş …’ın hisselerini davalı …’e devrettiği, annenin ise 28.02.2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan ecrimisil isteyebilir. Fakat kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (iş yeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir.
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Anlatılan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar ecrimisil istenen dairelerin ve dükkanın kirada olması nedeniyle intifadan men koşulu aranmayacaksa da; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan ecrimisil hesabının yukarıda belirtmiş olduğumuz Dairemiz uygulamalarıyla uyuşmadığı; emsal araştırması yapılmadığı, ilk dönem için bir miktar belirlenmediği dolayısıyla ÜFE artış oranının yansıtılmadığı, bu nedenle raporun denetime elverişli olmadığı anlaşılmakla, hüküm kurmak için yeterli olmayan rapora dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; davacının miras payı gözetilmeksizin ecrimisile hükmedilmesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca temyize gelen davalının usuli müktesep hakkı gözetilerek BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.