Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3140 E. 2021/4417 K. 25.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3140
KARAR NO : 2021/4417
KARAR TARİHİ : 25.05.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.02.2019 tarih ve 2016/326 E. – 2019/89 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.07.2019 tarih ve 2019/813 E. – 2019/910 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, aralarında arkadaşlık ilişkisi bulunan davacının ayrılmak istemesi üzerine davacıya şantaj yaptığını, ortada bir borç olmamasına rağmen davacının iradesinin fesada uğratılıp davacıya senet imzalattığını, daha önce de davalının davacıdan almış olduğu senetler hakkında davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, bu yargılamada davanın kabulüne karar verilip hükmün Yargıtayca onandığını, davacının şikayeti üzerine davalı hakkında ceza davası açılan ceza davasında davalının haksız bir şekilde beraat ettiğini, davacının şikayeti üzerine davalı hakkında açılan ceza davasında davalının haksız bir şekilde beraat ettiğini, davalı tarafından alınan senetlerden üç tanesinin daha icraya konulduğunu, davacı ile davalı arasında takip konusu bonoların dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlem olmasının mümkün olmadığını, takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının davalı lehine birden fazla bono keşide etmiş olduğunu, işbu menfi tespit davasının kabul edilebilmesi için davacı tarafın bu bonoların ödendiğini gösteren belge sunarak söz konusu bonolara ilişkin borcunun olmadığını ispat etmesi gerektiğini, davalının ceza yargılamasında beraat ettiğini, davacının iddialarının dayanaksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonunda, dava konusu bonolarda davacının keşideci, davalının lehtar olup, ihdas nedeni olarak “nakten” kaydının bulunduğu, borçlunun senet metnindeki ihdas nedenine aykırı beyanda bulunarak ispat yükünü üstlendiği, davalının davacıya ait kendisinde bulunan fotoğraf ve davacıya ait görüntüler nedeni ile 2011 yılında şantaj suçundan yargılanması yine benzer sebeplerle davacıya imzalattığı 18.11.2010 düzenleme tarihli 62.500,00 TL bedelli senedin iptaline ilişkin kararın (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2015/10184 Esas 2016/1953 Karar sayılı, 09.02.2016 tarihli kararı ile onandığı, dinlenen tanığın davalı ve davacı arasında alacak verecek ilişkisinin bulunmadığı, davalının tehditleri nedeniyle davacının psikolojik olarak yıprandığına şahit olduğu, tehditlerin davacı ile davalı telefonda konuşurken şahit olduğu yönündeki beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak Erbaa İcra Müdürlüğü’nün 2016/5087 Esas sayılı takip dosyasının takip dayanağı olan, toplam 78.000,00 TL değerindeki bonoları davacının karşılığını nakden alarak imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, senetlerin gerçek bir borç ihtiva etmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile takibin haksız ve kötü niyetli yapıldığı gerekçesiyle dava konusu alacağın %20’si oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin kararının ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu, benzer olayda verilen kararın da Yargıtay tarafından onanmış olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.996,14 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.