YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5884
KARAR NO : 2021/3972
KARAR TARİHİ : 22.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.03.2020 tarih ve 2019/379 E. – 2020/103 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl davada, müvekkilinin 1988 yılında davalı banka nezdinde açtırdığı hesabında bulunan paranın davalı bankanın çalışanı tarafından usulsüz işlemlerle çekildiğini, zararının tazmini için Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada 2006/61-71 E.K. sayılı karar ile 120.230.244,00 TL’nin dava tarihi olan 16.12.1994 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi oranı ile birlikte tahsiline karar verilip bu kararın kesinleştiğini, müvekkilinin alacağına geç ulaştığını, alacağın takibe konulması sonrasında icra müdürlüğünce yapılan faiz hesabına davalı tarafından itiraz edildiğini, bunun sonucu olarak müvekkiline eksik faiz ödendiğini, müvekkilinin faiz geliri elde etmek amacıyla parasını bankaya yatırdığını, munzam zararının doğduğunu, davalının bu hususta dava açılmasını telkin ederek munzam zararı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.100,00 TL’nin en yüksek banka mevduat faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili asıl davada, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak hesabın vadesiz döviz hesabı olduğunu, munzam zararın kanıtlanamadığını, alacağın çalışanın haksız fiili nedeniyle doğduğundan ticari iş olmadığını, ticari faiz oranında munzam zararın talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacılar vekili birleşen davada, munzam zarar alacağı nedeniyle müvekkili tarafından 07.06.2007 tarihinde açılan munzam zarar alacağı dosyasında müvekkilinin munzam zarar alacağının mahkemece 23.821,47 TL olarak tespit edildiğini, bozmadan sonra ıslah olamayacağından işbu ek davanın açılması zaruretinin doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşulu ile 17.721,47 TL’nin ilk dava tarihi olan 07.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle tahsil edilerek davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen davada, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını savunarak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere daha önce belirlenen ve Yargıtay Dairesince de kabul gören 22.159,51 TL munzam zarardan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42.ve 43. maddeleri uyarınca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları da göz önüne alınarak takdiren % 20 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak, asıl davanın kısmen kabulüne, talep edilen 6.100,00 TL munzam zarardan % 20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 4.900,00 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dosya bakımından 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle birleşen dosya bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 339,62 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.