Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/5357 E. 2012/5290 K. 05.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5357
KARAR NO : 2012/5290
KARAR TARİHİ : 05.06.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Borçlu aleyhinde örnek 4-5 icra emriyle, ilama hükmedilen faiz alacağı 21.340,26 TL, ilam vekalet ücreti 2.547,42 TL, yargı gideri 165,80 TL ve 310,20 TL ilam harcı olmak üzere 24.363,68 TL’nin asıl alacak kalemlerine takipten sonra % 9 yasal faiziyle tahsilinin talebi üzerine, borçlu icra mahkemesinde; 310,00 TL ilam harcının kendilerinden tahsiline ilişkin hüküm fıkrasının mahkemesince tavzihle düzeltildiğinden bu kısmın iptali ve takip konusu alacağın faiz alacağı olması nedeniyle takipten sonra bu alacağa faiz istenemeyeceği nedeniyle icra emrinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece tavzih kararı nazara alınmamış ve ilamda hükmedilen faiz alacağının kapitale dönüştüğü kabul edilerek, faiz işletilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetlerin reddine karar verilmiştir.
Faize faiz yürütülmesi Borçlar Kanununun 104/son maddesi gereğince mümkün değildir. 3095 sayılı Kanunun 3. maddesinde kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. T.T.K.nun ticari işlerde faiz serbestisini ve mürekkep faizi düzenleyen ticari işlerde faiz başlıklı 8. maddesinin 3. fıkrasında ise, ödünç para verme işlerinde bankalar, tasarruf sandıkları ve tarım kredi kooperatifleri hakkında hususi hükümlerin saklı bulunduğu belirtilmiştir. Yine kapitale dönüşen faiz alacağı, bir paranın faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir şekilde bir süre borçluda kalması üzerine, faiz ödenmesinin öngörüldüğü hallerde söz konusu olabilir. (HGK. 31.03.2004 tarih ve 2004/12-163 Esas, 2004/184 Karar).
Somut olayda, takip dayanığı ilamda kapitale dönüşen bir faiz alacağına hükmedilmemiştir. Bu nitelikteki faiz alacakları yönünden de Borçlar Kanununun 104/son maddesi gereğince faiz yürütülmesi mümkün değildir. Bu durumda mahkemece tavzih kararının hükmün bir parçası olduğu ve ilamda hükmedilen faiz alacağının kapitale dönüşmediği nazara alınarak, faiz alacağı dışındaki yargı gideri ve vekalet ücretine ilişkin alacak kalemleri yönünden takipten sonra faiz yürütülmesine, faiz alacağına takipten sonra faiz yürütülemeyeceğine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünden hüküm tesis edilmesi doğru olmadığı gibi ilamlı takipten önce 310,20 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi şeklindeki ibarenin silinerek karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine şeklinde tavzih edildiğinden 310,20 TL harcın istenemeyeceği yönündeki şikayetin kabulü gerekirken reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.