Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/12200 E. 2020/16531 K. 17.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12200
KARAR NO : 2020/16531
KARAR TARİHİ : 17.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçunda kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olup temyiz kabiliyetleri bulunmadığından sanıklar müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanıklar … ve … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mağdurun hem yüzünde sabit ize hem de organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak nitelikte yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezalara hükmedilirken TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek sonuç cezalara etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilememesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanıklar müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
3) Suça sürüklenen çocuk … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılması, sosyal inceleme yaptırılmaması halinde ise bunun gerekçesinin kararda gösterilmesi gerektiği, bu husus yerine getirilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; suça sürüklenen çocuğun temyiz inceleme tarihi itibariyle 23 yaşında olduğu, belirtilen eksikliğin telafisinin suça sürüklenen çocukların yaşları itibariyle imkansız bulunduğu ve dosyaya bir katkı sağlamayacağı anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mağdurun hem yüzünde sabit ize hem de organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak nitelikte yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilememesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nin 51/3. maddesindeki “cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, mahkum olunan ceza süresinden daha az denetim süresi belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.2010 tarihli ve 2010/4-87 Esas – 2010/112 sayılı kararında belirtildiği üzere, aleyhe değiştirme yasağı

kapsamına girmediği anlaşılmakla, 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca, hükmün TCK’nin 51/3. maddesi uyarınca denetim süresi belirlenmesine ilişkin fıkrasından “BİR YIL İKİ AY YİRMİ GÜN” ibaresi çıkartılarak yerine “2 yıl 2 ay 20 gün” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.