YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3076
KARAR NO : 2020/4867
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.11.2018 tarih ve 2016/517 E- 2018/520 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.04.2019 tarih ve 2019/445 E- 2019/465 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Uzunlar Market unvanı altında market çalıştırdığını, hafriyat, taahhütlük türü inşaat işleriyle uğraştığını, marketinin hemen karşısında züccaciye türü malların satıldığı bir işyeri daha bulunduğunu, davalı …’nın bu işyerini devir almak istemesi üzerine işyerinde bulunan tüm eşya ve malzemelerin sayım, döküm işlemlerinin yapılarak toplam 147.692,90 TL bedelle davalılara devrinin yapıldığını, yapılan sayım neticesinde 107.342,92 TL faturalı mal tespit edildiğini, işyerinde yer alan yazar kasa, satış masası, barkod okuyucu, raflar ve faturaya dahil olmayan bir kısım mal bedeli olarak da 40.000,00 TL fiyat belirlendiğini, davalı …’nın işyerinin kendi adına alınmasında sıkıntı olabileceğini beyan etmesi üzerine işlemlerin eşi olan davalı … adına yapılarak işyerinin teslim edildiğini, taraflarına bu işyeri devri nedeniyle davalı tarafından yalnızca 1.500,00 TL ve 800,00 TL olmak üzere iki defada toplam 2.300,00 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek satış bedelinden kalan 145.392,90 TL alacaklarının ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı …’nın kayıt maliki olduğunu, bütün ticari ilişkilerin davalı … ile davacı arasında gerçekleştiğini, davacının ekonomik krize girdiğini ve krizi atlatması için davalı adına kayıtlı dairesini ipotek verdiğini ve Amasya … şubesinden 56.000,00 TL nakit kredi kullandığını, aralarındaki sıhri hısımlık nedeniyle davalının bu borcu üstlendiğini ve aylık taksitlerini ödemeye başladığını, davacının da dava dilekçesinde belirttiği faturalı mal olarak tespit edilen 107.342,92 TL tutarındaki malları davalılara devrettiğini, davacının kullanmış olduğu 56.000,00 TL’lik kredi borcunun tamamının davalı tarafından ödendiğini, davalının devraldığı malların bedeli olan 107.342,92 TL’ye mahsuben elden toplam 20.000,00 USD ödediğini, davacının kredi taksitlerini ödemeyi aksatmaya başlayınca davalının 12.07.2016 tarihinde istifaname göndererek ipotek vermekten ve kefil olmaktan vazgeçtiğini bildirdiğini, davacının demirbaş eşyalar için 40.000,00 TL daha alacaklı olduğu iddiasının doğru olmadığını, demirbaşların faturalı malların devri sırasında bir rakam belirtilmeden şükran borcu olarak verildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu faturaların tamamının davalılardan … adına kesildiği, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde, bütün ticari ilişkilerin diğer davalı … ile davalı arasında gerçekleştiğini beyan ettiği, davalı vekilinin bu beyanının dava içi ikrar mahiyetinde olduğu, bu durumda, davalı …’nın faturalarda taraf olmamasına rağmen diğer davalı … ile birlikte dava konusu borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, demirbaşların satışı ve teslimi hususunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı, bedel hususunda dosyada yazılı belge bulunmadığından bilirkişi vasıtası ile demirbaşların değerinin belirlenmesi yoluna gidildiği, demirbaşların değerinin 8.030,00 TL olduğunun tespit edildiği, tarafların defterlerinde 81.598,05 TL alacak/borç gözüktüğü, ancak davalı defterlerinde davacıya 14.495,93 TL ödemenin yapıldığının kaydedilmesine rağmen bu ödemeyi tevsik edici herhangi bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, bu bedelin mahsubuyla davalıya ait ticari defterlerde davacı tarafa 67.102,12 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın ticari defterindeki 14.495,93TL’lik ödemeye ilişkin kaydın belgelenmedikçe ya da diğer tarafça ikrar edilmedikçe hukuken ispatlanmış sayılamayacağı, bu sebeple, hukuken ispatlanamayan bu ödeme kaydına itibar edilmediği ve her iki taraf ticari defterlerinde de belirtilen bedel olan 81.598,05 TL üzerinden değerlendirme yapıldığı, davalı tarafça, davacı tarafa 20.000,00 USD ödeme yapıldığı iddia edilmişse de, bu ödemeyi gösteren herhangi bir yazılı delil dosyaya sunulmadığından yemin deliline başvurulduğu, davacı asilin 23.10.2018 tarihli duruşmada kendisine böyle bir ödeme yapılmadığını yeminli beyanı ile inkar ettiğini, bu durumda, davalı tarafın ödemeye ilişkin iddiasının hukuken ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davalının cevap dilekçesinde …’nın kayıt maliki olduğunu, ticari ilişkilerinin …ile davacı arasında gerçekleştiğini beyan etmesi karşısında, …’nın …’ya vekaleten hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği, davacı tarafta davaya konu malzemelerin birlikte alındığı konusunda güven oluşturdukları, bu nedenle sözleşme borcundan birlikte sorumlu oldukları tarafların usulüne uygun tutulan ticari defterleri kapsamında davalının yaptığını savunduğu 20.000 USD’lik ödeme ve 14.495,95 TL’lik ödemeye ilişkin belgenin de bulunmaması karşısında davalının defterlerinde usulen kaydedilen faturalar karşısında davacı tarafa 81.598,18 TL borçlu olduğu, mahkemece verilen kararın dosya içerisinde mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı dava dilekçesinde, karşı taraftan 2.300,00 TL tahsil ettiğini belirtmesine rağmen mahkemece bu ödemenin alacak tutarından mahsup edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, dosyanın Amasya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, kararın bir örneğinin Samsun BAM 3. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.