YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12445
KARAR NO : 2020/16526
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Tekerrüre esas olabilecek birden fazla mahkumiyeti bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulandığı halde hangi ilamın tekerrüre esas alındığı gösterilmemiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih, 2012/6-1431 Esas ve 2013/18 sayılı kararı gereğince bu husus infaz aşamasında gözetilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
a) Gerekçeli karar başlığında …’nin sıfatının “mağdur” yerine “müşteki” olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
b) Mağdur hakkında Rize Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 07.04.2016 tarihli raporun (4) numaralı bendinde “Peroneal sinir hasarı nedeniyle; organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı yönünde değerlendirmenin yapılabilmesi için şahsın olay tarihinden en az 18 (onsekiz) ay sonra muayene için Şube Müdürlüğümüze gönderilmesi gerektiğinin” belirtilmesine ve mağdurun da beyanlarında ayağında işlev kaybı olduğunu ifade etmesine rağmen mağdur hakkında bu hususta rapor aldırılmadığı anlaşıldığından, mağdurun tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının duyulardan veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ve yitirilmesi niteliğinde olup olmadığına ilişkin raporun alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
2)Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Tekerrüre esas olabilecek birden fazla mahkumiyeti bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulandığı halde hangi ilamın tekerrüre esas alındığı gösterilmemiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih, 2012/6-1431 Esas ve 2013/18 sayılı kararı gereğince bu husus infaz aşamasında gözetilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan hapis cezasının yanında tayin edilen 25 gün adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nin 52/2. maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve şahsi hali göz önünde bulundurularak, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan adli para cezası miktarının kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
3) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanık lehine olduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
Tekerrüre esas olabilecek birden fazla mahkumiyeti bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulandığı halde hangi ilamın tekerrüre esas alındığı gösterilmemiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih, 2012/6-1431 Esas ve 2013/18 sayılı kararı gereğince bu husus infaz aşamasında gözetilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
a) Gerekçeli karar başlığında …’nin sıfatının “mağdur” yerine “müşteki” olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
b) Sanığın mağdura hitaben sarf etmiş olduğu “seni dağa kaldırırım” şeklindeki sözlerin, akabinde belinden çıkardığı silahla mağduru yaraladığı da dikkate alındığında TCK’nin 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen hayata veya vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı maddenin 2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit olarak kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
c) 5237 sayılı TCK’nin 106/1. maddesinin 2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayet koşuluna tabi olduğu, mağdurun sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği ve sanığın da şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği halde, sanık hakkında şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının TCK’nin 73/4. ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 17.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.