YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5392
KARAR NO : 2012/6141
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi
… ile … aralarındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair Akseki Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 03.02.2011 gün ve 360/42 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edilen 130 ada 20 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalan bir parça bölümün tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazın kadimden beri zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 130 ada 20 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin 17.1.2011 tarihli krokisinde A harfi ile gösterilen 43.41 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, bu bölüme davalının demir çakmak suretiyle yaptığı müdahalesinin menine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu iptali ve tescil ile tapulu taşınmaza müdahalenin men’i isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 130 ada 20 parsel sayılı taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında senetsizden, tarla niteliğiyle, 2142,61 m2 yüzölçümlü olarak, 28.3.2007 tarihinde davalı … adına tespit edilmiş, tutanakta miras yoluyla intikal, taksim ve 20 yıldan fazla süre ile zilyetliğinde bulunduğu açıklanmak suretiyle, 20.7.2007 tarihinde kesinleşen tutanağa istinaden tapu kaydı oluşmuştur. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları zeminde gösterilen ve 20 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde tespiti yapılan bölümün davacıya annesi Durdu Erdoğan’dan intikal ettiğini, mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacıya düştüğünü, eklemeli olarak 40 yıldan fazla süredir davacının zilyetliğinde bulunduğunu, davacı ile davalının taşınmazlarının sınırını aradaki taş duvarın oluşturduğunu bildirmişlerdir. Aynı keşifte dinlenen davalının tanığı da benzer beyanda bulunmuştur.Eldeki temyize konu dava dosyasında yapılan inceleme sırasında, dosya arasında bulunan, aynı mahkemeye ait 2010/2 Esas ve 2011/43 Karar sayılı dava dosyasında eldeki davanın davacısı tarafından aynı hukuki gerekçelerle 130 ada 20 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında iptal ve tescil isteğinde bulunulduğu, mahkemece davanın kabulü ile 20 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin krokisinde A ile gösterilen 226,11 m2lik yüzölçüme sahip bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline karar verildiği, anılan kararın Dairemizin 7.5.2012 gün, 4506 Esas ve 5496 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır. Anılan dosyada keşif sonrasında teknik bilirkişi … tarafından ibraz edilen 31.5.2010 tarihli rapor ekindeki krokide dava konusu edilen taşınmaz bölümü ile eldeki davada keşif sonrasında teknik bilirkişi …’ın sunduğu 17.1.2011 tarihli krokide dava konusu edilen taşınmaz bölümlerinin kısmen benzerlik gösterdiği anlaşılmakta olup, mahkemece, aynı yerler olup olmadığı belirlenmeden yazılı şekilde iptal ve tescil isteği yönünden kabule karar verilmiştir. Aynı taşınmaz bölümlerine ilişkin aynı anda ayrı ayrı dosyalarda iptal ve tescile karar verilemez. Şu halde mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazın bulunduğu yerde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar HMK.nun 243 ve 244 maddeleri uyarınca keşif mahalline davetiye ile çağırılması, dava konusu taşınmaz bölümlerinin zeminde belirlenmesi, bu konuda yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının alınması, tespit edilen sınırların denetime elverişli bir biçimde teknik bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesinin istenilmesi, dava konusu yerin davacı tarafından aynı mahkemede, 2010/2-2011/43 Esas ve Karar sayılı dava dosyasında dava konusu edilen taşınmaz bölümleri ile aynı yerler olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek bir şekilde belirlenmesi, eldeki dosyada dava konusu edilen bölümün, evvelce kabulüne karar verilen ve Dairemizin onamasından geçen dosyadaki dava konusu yer ile aynı yerler olduğunun belirlenmesi durumunda iptal ve tescil isteğine yönelik davanın reddine, müdahelenin men’i isteğinin kabulüne karar verilmesi, eldeki davaya konu yerlerin farklı bölümleri kapsaması durumunda ise bu bölümler bakımından da şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yetersiz inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428 maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve istek halinde 14,90 TL’nin temyiz eden davalıya iadesine 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.