YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4222
KARAR NO : 2020/6420
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
Adalet Bakanlığının, 30/03/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, sanığın beraatine dair Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2016/476 esas, 2017/636 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/06/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 17/08/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararının tebliğ edildiği ve itiraz hakkının gösterildiği,
2- Tedbirin infazı aşamasında, sanığın yapılan uyarıya rağmen yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,
3- Yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2016/476 esas, 2017/636 sayılı kararıyla “denetimli serbestlik müdürlüğünce çağrı kağıdının usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından sanığın beraatine ve denetimli serbestlik kararının devamına” karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre;
1- Her ne kadar sanık … hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle beraat kararı verilmiş ise de, inceleme konusu dosyada sanıktan ele geçirilen bir uyuşturucu madde bulunmadığı gibi; sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığının teknik yöntemlerle saptanmadığından, sanığın bu gerekçeyle beraati yerine, yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2-Sanık … hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 191/3. maddesi uyarınca bir yıl denetimli serbestlik süresi belirlendiği, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında sanığın tedbire uymadığı ve bu nedenle sanık hakkında aynı Kanun’un 191/4-a maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, ancak mahkemece yapılan yargılama sonucunda denetimli serbestlik müdürlüğünce çağrı kağıdının usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, “bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde “erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-a maddesinde “kişinin, erteleme süresi zarfında; a) kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde düzenlemeler yer aldığı;
Somut olayda ise sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde kullanma fiilinin kanunda suç olarak tanımlanmış olduğu, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanığa denetimli serbestlik müdürlüğünce çağrı kağıdının usulüne uygun tebliğ edilmesi gerektiğinde şüphe bulunmamakta ise de, söz konusu tebliğin usulünce yapılmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilemeyeceği, aksi halde uyuşturucu madde kullanmak suçundan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/11/2017 tarihli ve 2017/3245 esas, 2017/6004 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8-2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2016/476 esas, 2017/636 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Dosya kapsamına göre üzerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, suç tarihi ve öncesinde uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan sanığın kendi ikrarıyla kullandığını beyan ettiği maddelerin ele geçmemesi nedeniyle, niteliklerinin belirlenmesi mümkün olmadığından; atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmayan sanığın bu gerekçeyle beraati yerine “ısrar şartının oluşmadığı” gerekçesiyle beraatine karar verilmesi ve sonra da sanki durma kararı verilmişcesine “denetimli serbestlik kararının devamına” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olup, bu husus Mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğundan, (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş, bozma nedenine göre sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden, “kabule göre durma kararı verilmesi gerektiği” gerekçesine dayanan (2) numaralı talebin incelenmesinde hukukî yarar görülmemiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2016/476 esas, 2017/636 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 02.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.