YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4220
KARAR NO : 2020/6418
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
Adalet Bakanlığının, 03/06/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine ilişkin Samsun 2. Çocuk Mahkemesinin 31/01/2017 tarihli ve 2016/200 esas, 2017/39 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/06/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 12/11/2014 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararının tebliğ edildiği ve itiraz hakkının gösterildiği,
2- Ancak erteleme süresi zarfında 29/03/2016 tarihinde tekrar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği gerekçesiyle erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,
3- Yapılan yargılama sonucunda, Samsun 2. Çocuk Mahkemesinin 31/01/2017 tarihli ve 2016/200 esas, 2017/39 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 11/12/2019 tarihli ve 2019/3998 esas, 2019/7118 karar sayılı ilâmında, “….28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş olup, aynı maddenin 9. fıkrasında yer alan “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. Maddesi … hükümleri uygulanır.” yönlendirmesi gereği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesi incelendiğinde, ilgili maddenin 2. fıkrasının son cümlesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına, sadece suçtan zarar görenin CMK’nın 173. maddesi hükümlerine göre itiraz edebileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmesi karşısında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK’nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, yaşı küçük şüpheliye ve şüpheliye soruşturma aşamasında atanan zorunlu müdafiine tebliğ edilerek itiraz hakkı tanınması gerektiği,…” şeklinde yer alan açıklamalar karşısında,
Somut olayda ise; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yaşı küçük şüpheli hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen “kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın yaşı küçük şüpheliye soruşturma aşamasında 13/11/2014 tarihinde bizzat tebliğ edilmesine karşın, yaşı küçük şüpheliye zorunlu müdafi atanarak müdafiye de kararın tebliğ edilmeyip usulüne uygun olarak kesinleştirilmeden, Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne infaza verildiği dolayısıyla bahse konu kararın zorunlu müdafiye tebliğ edilmeden ve itiraz hakkı tanınmadan yaşı küçük şüpheli hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, kamu davası hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Samsun 2. Çocuk Mahkemesinin 31/01/2017 tarihli ve 2016/200 esas, 2017/39 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, yaşı küçük sanığın CMK’nın 150. maddesi uyarınca atanmış olan müdafiine tebliğ edilmemesi nedeniyle, karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kesinleştiğinden söz edilemez. Dolayısıyla bu usulsüzlüğü ortadan kaldırmak için, sanık müdafiine kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın, yükümlülüklere uymama eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirmesi nedeniyle kovuşturma şartlarının oluşmadığı anlaşılmış olup, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, yasaya aykırı olduğundan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Samsun 2. Çocuk Mahkemesinin 31/01/2017 tarihli ve 2016/200 esas, 2017/39 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 02.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.