YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4247
KARAR NO : 2020/5583
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat ve mülkiyet tespiti davası sonunda, yerel mahkemece davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat ve mülkiyet tespiti isteklerine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası …’in 265 ve 485 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile terekeye iadesini veya tüm mirasçılar adına payları oranında tescilini, olmadığı takdirde tespit edilecek bedelin davalıdan tahsilini istemiş, ayrıca davalının üçüncü kişiden satın aldığı dava konusu 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın mirasbırakan tarafından yapıldığının, binanın mülkiyetinin yasal miras payı oranında kendisine ait olduğunun ve bedelinin tespitini istemiştir.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakanın davacıya da taşınmaz vermek istediğini ancak davacının işlemler için tapuya gelmemesi nedeniyle devrin gerçekleşmediğini, temlikin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, “…Somut olayda, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı mirasçı bulunmaktadır. Hal böyle olunca, öncelikle ölü …’nin mirasçılarından …’in olurunun alınması yada miras şirketine M.K.nun 640. mad. uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, terekeye temsilci atandıktan sonra davanın tereke temsilcisi aracılığıyla yürütüleceğinin gözetilmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/174 Esas, 2014/1047 Karar sayılı tereke dosyasının kesinleştirilmesi için davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen, davacı tarafça tereke dosyasının kesinleştirilmesi için herhangi bir talepte bulunulmadığı, tereke dosyasının kesinleşmemesi nedeniyle davanın görülebilirlik şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; bozma kararından sonra, davacı vekilinin başvurusu üzerine mirasbırakan …’in terekesine … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.12.2014 tarih ve 2014/174 Esas, 2014/1047 Karar sayılı ilamı ile …’ın temsilci olarak atanmasına karar verildiği, mahkemece 13.06.2017 tarihli celsede, anılan tereke dosyasının kesinleşme şerhini veya kesinleştirme talep evrakını mahkemeye sunmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 21.11.2017 tarihli bir sonraki celsede, kesinleşme işlemlerinin yapılması için talepte bulunduğunu bildirerek dosyanın celbini talep ettiği, mahkemece aynı celse, tereke dosyası dosya arasına alınmadan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ne var ki, Dairenin geri çevirme kararı ile getirtilen … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/174 Esas, 2014/1047 Karar sayılı tereke dosyasının incelenmesinde, davacı vekilinin anılan tereke dosyasına verdiği dilekçe ile kararın kesinleştirilmesini talep ettiği anlaşılmış olup, bundan sonraki işlemlerin mahkemece yapılması gerektiği gözetilmeksizin davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.
Hâl böyle olunca, … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/174 Esas, 2014/1047 Karar sayılı tereke dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi ve kesinleştikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.