YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4213
KARAR NO : 2020/6416
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
Adalet Bakanlığının, 16/06/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık …’ın mahkûmiyetine dair Düzce 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2016 tarihli ve 2015/312 esas, 2016/297 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/06/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında 02/09/2014 tarihinde işlediği iddia edilen, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararının tebliğ edildiği ancak itiraz hakkının gösterilmediği,
2- Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı esnasında TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca sanığın yükümlülüklerine aykırı davrandığı gerekçesiyle erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,
3- Düzce 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2016 tarihli ve 2015/312 esas, 2016/297 sayılı kararıyla, TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine karar verildiği, hükmün yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “1-Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına sanığın itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada sanığa bu hakkının bildirilmediği, bu hâliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği cihetle, Mahkemesince, açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabule göre de, Mahkemesince, sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verildiği ve dosyaya konu suçun denetim süresinde işlediğinden bahisle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08/07/2019 tarihli ve 2019/2700 esas, 2019/12780 karar sayılı ilâmında, “…sanığın sabıkasında görülen ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması, CMK’nın 231/8. maddesine 28.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Yasanın 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin verilen kararın kesinleşme tarihleri itibariyle (20.05.2014) engel oluşturmaması karşısında; yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanan sanık hakkında, diğer koşullar değerlendirilmeden, daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden dolayı kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,…” şeklinde belirtildiği üzere, adlî sicil kaydına göre sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Düzce 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/02/2013 tarihli ve 2012/642 esas, 2013/154 sayılı kararının, 25/03/2013 tarihinde kesinleştiği, söz konusu kararın kesinleşme tarihi itibarıyla yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel teşkil etmeyeceği cihetle, adlî sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olacak şekilde başkaca kayıt bulunmayan, yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak takdiri indirim de uygulanan sanık hakkında, diğer koşullar değerlendirilmeden, evvelce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden bahisle, kanunî olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek, Düzce 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2016 tarihli ve 2015/312 esas, 2016/297 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Kamu davası açılmadan önce 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesiyle değişik TCK’nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile birlikte denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için, karar içeriğindeki yasa yolu bildirimi usulsüzdür. Bu durumda karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kesinleştiğinden söz edilemez. Dolayısıyla bu usulsüzlüğü ortadan kaldırmak için, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda kesinleşmemiş kararla ilgili sanığın yükümlülüklere uymaması eyleminin gerçekleştiğinin kabulü mümkün olmadığından, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle “kamu davasının durmasına” karar verilmesi gerekirken sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, anlaşıldığından (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
Bozma nedenine göre durma kararı verilmesi gerektiğinden, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiğine ilişkin (2) numaralı talebin incelenmesinde hukukî yarar görülmemiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Düzce 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2016 tarihli ve 2015/312 esas, 2016/297 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 02.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.