Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11899 E. 2013/14951 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11899
KARAR NO : 2013/14951
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 21.05.2010 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı eylem sebebiyle tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacılardan …’ın 11584 parsel üzerinde kat irtifakı kurulu binanın bodrum kat, 2 numaralı, daire nitelikli bağımsız bölümün maliki olduğunu ve aynı zamanda …’a ait 3 numaralı bağımsız bölümü kiracı sıfatı ile konfeksiyon atölyesi olarak kullandığını; davacılardan …’ın ise aynı binada zemin kat 3 numaralı, daire nitelikli bağımsız bölümün maliki olduğunu; diğer davacı …’ın ise …’a ait 2 numaralı bağımsız bölümü kiracı sıfatıyla konfeksiyon atölyesi olarak kullandığını; davacıların parseline bitişik olan 11583 parsel üzerinde kat irtifakı kurulu binayı davalının inşa ettirdiğini, davalıya ait binanın inşası sırasında davacıların dairelerinin olduğu binanın pis su kanalına bağlantısını sağlayan borunun kırıldığını ve tıkandığını, bunun sonucu anılan 11584 parseldeki 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümleri 25.12.2009 tarihinde pis suyun bastığını, dairelerin ve içerisindeki konfeksiyon ve tekstil malzemelerinin zarar gördüğünü; bu nedenle davacılardan …’a zarar gören konfeksiyon ve tekstil malzemeleri için 8.000,00 TL; …’a zarar gören konfeksiyon ve tekstil malzemeleri ve kira kaybı için 8.000,00 TL; dairede oluşan zarar için … ve …’a 800,00 TL; kira kaybı nedeniyle …’a
600,00 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 25.12.2009 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 11583 sayılı parsel üzerindeki dava konusu binanın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile dava dışı inşaat şirketine yaptırıldığını ve tüm sorumluluğun inşaat şirketinde olması sebebiyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini; dava konusu pis su borusunun kırılması ve tıkanması ile davalının yaptırdığı inşaatın ilgisi olmadığını, bu yönde … 1. Sulh Hukuk Mahkemesin 2009/634 D. İş sayılı tespit dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda “kanalın nerede tıkalı veya kırık olduğunun … tarafında yapılacak çalışmalarla saptanacağının” tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın daha önce tek bir parsel iken ve davacılarla müştereken malik iken rızaen tapuda ifraz edildiğini ve 11583 ile 11584 sayılı parseller olduğunu, davacılara ait bağımsız bölümlerin bulunduğu 11584 sayılı parseldeki binanın pis su kanalının hiçbir kullanım hakkı olmamasına rağmen 11583 sayılı parselden geçtiğini, davacıların pis su kanalının yerini değiştirmeleri gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılardan …’ın iddiasını ispat edemediğinden davasının reddine, davacılardan … ve …’ın davalarının kısmen kabul ve kısmen reddiyle taşınmazda oluşan hasar için 2.997,50 TL ve kira kaybı nedeniyle oluşan zarar için 2.700,00 TL tazminatın davalıdan alınarak bu davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
TMK m. 683 deki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Borçlar Kanununun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. TMK’nun 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, tazminata hükmedilebilir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Dosya içerisindeki … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/634 D. İş sayılı tespit dosyasında inşaat bilirkişisi tarafından hazırlanan 05.01.2010 tarihli bilirkişi raporunda “kanalın nerede tıkalı veya kırık olduğunun … tarafından yapılacak çalışmalarla saptanacağının” tespit edildiği, … 1. Sulh Hukuk Mahkemesin 2010/53 D. İş sayılı tespit dosyasında aynı bilirkişi tarafından hazırlanan 15.02.2010 hâkim havale tarihli raporda da bir önceki kendi rapora atıf yapılarak “atık su basmasının davalıya ait binanın hafriyat çalışmaları sırasında ana kanalın tıkanması ile oluştuğunun” tespit edildiği, yargılama sırasında bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 05.09.2011 tarihli raporun davacıların zararları ile davalının eylemi arasındaki illiyet bağına yönelik bir tespit içermediği, keza aynı heyet tarafından tarafların itirazları üzerine hazırlanan 31.10.2011 tarihli raporda … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/634 D. İş sayılı tespit dosyasında inşaat bilirkişisi tarafından hazırlanan 05.01.2010 tarihli rapora atıf yapılarak hasarın oluş nedeninin açıklandığı belirtilmesine rağmen o raporda da hasarın oluş nedeni ve davalı ile illiyet bağı açıklanmadığı gibi ek raporda da bu duruma yönelik bir tespit olmadığı görülmektedir.
Bu nedenle mahallinde yeniden keşif yapılarak davalı tarafın inşaat çalışmaları sırasında pis su kanalına zarar verilip verilmediği ayrıca davalının eylemi ile davacıların zararı arasında illiyet bağı olup olmadığı kesin olarak ortaya konulmalı, tarafların gösterdiği deliller de değerlendirilmek suretiyle bilirkişi veya bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca davacılardan …’ın taşınmazında kiracı olarak faaliyet gösteren diğer davacı …’ın bu olay nedeniyle taşınmazı
tahliye ettiğine ve diğer davacı …’ın yine bu olay nedeniyle taşınmazını kiraya veremediğine ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacılar … ve … lehine kira kaybı nedeniyle tazminata hükmedilmesi doğru değildir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de davacıların davadan önce yaptırdıkları delil tespitine ilişkin giderlerin yargılama giderlerine katılmaması ve dava konusu zarar haksız fiilden kaynaklandığından tazminata haksız fiil tarihinden itibaren faiz hükmedilmemesi de isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 02.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.