YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5341
KARAR NO : 2021/3022
KARAR TARİHİ : 29.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.11.2018 tarih ve 2014/902 E. – 2018/1063 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.02.2020 tarih ve 2019/1587 E. – 2020/254 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin münfesih acentesi Ant Sigorta Aracılık Hizm. Ltd. Şti.’nin yetkili ve hissedarı olduğunu ve bu şirket aleyhine acente sözleşmesine dayalı prim alacakları sebebi ile dava açıldığını ve davanın Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/339 Esas sayılı dosyası ile lehlerine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, ilamın Beyoğlu 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/8558 Esas sayılı dosyası ile icraya vaz edildiğini ancak şirketin mal varlığı tespit edilemediğinden 326.476,35 TL aciz vesikası alındığını, acente sıfatı ile tahsil edilen primlerin müvekkili şirkete intikal ettirilmediğinden ve bu husus emniyeti suistimal suçunu oluşturduğundan davalı hakkında İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/398 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve davalının mahkum olduğunu, bu durumda müvekkilinin zararından emtiyeti suistimal suşundan mahkum olan davalının sorumlu olduğunu belirterek 326.476,35 TL’nin 13/10/2008 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı asil; dava dilekçesinde belirtilen borca itiraz ettiğini, Ak Sigorta A.Ş’ye ipotek olarak gösterilen evinin 500.000.- TL değerinde iken 180.000.- TL’ye satıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; iddianın ileri sürülüş biçimi itibari ile dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu gerekçesiyle TTK’nın 309. maddesi kapsamında davacının hükmolunacak zararın doğrudan kendisine ödenmesi yönünde talepte bulunamayacağı ve davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davalı müdürün, tahsil ettiği primleri şirket hesaplarına intikal ettirmeyerek kendisi lehine menfaat sağlayarak davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasının ileri sürülüş biçimi itibari ile dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşıldığından TTK’nın 309. maddesi kapsamında davacının hükmolunacak zararın doğrudan kendisine ödenmesi yönünde talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.