Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1707 E. 2021/1537 K. 22.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1707
KARAR NO : 2021/1537
KARAR TARİHİ : 22.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.04.2018 tarih ve 2016/265 E- 2018/110 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/1860 E- 2020/16 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin her türlü takma saç, peruk, protez saç, kaynak saç imalatı, satışı ve kuaför ve güzellik hizmetleri sektöründe faaliyette bulunduğunu, peruk üretimi konusunda ülkemizde tanınan şirketleri arasında yer aldığını, “MEDİKAL PERUK” ibareli ve 2015/67315 sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu markanın bütünüyle organik, gerçek saçlardan yapılmış, hava alan, ısı ve nem transferi sağlayan ve yüzde yüz sağlıklı peruk emtiasında kullanılmak üzere oluşturulduğunu, marka başvurusunun 556 sayılı KHK 7/1-a ve 7/1-c bentleri uyarınca kısmen reddine karar verildiğini, dava konusu başvurunun emtia listesinde kayıtlı olan bütün emtia bakımından tescilinin gerektiğini, başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a bendine göre ayırt ediciliğinin bulunduğunu, başvuru açısından 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesine göre de tescil engeli bulunmadığını, “MEDİKAL PERUK” ibaresinin YİDK kararında belirtildiği gibi takma saçların genel adı olmadığını, dava konusu YİDK kararının hukuka aykırı bulunduğunu, tescil başvurusu yapılan “MEDİKAL PERUK” ibaresinin uzun yıllardan beri sürekli, düzenli ve yaygın şekilde kullanılmakla, piyasada bilinen ve sektörde ayırt edicilik kazanan bir marka halini aldığını, kullanımlarının 2011 yılından itibaren devam ettiğini ileri sürerek, YİDK’nın 2016-M-4619 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibarenin, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve c bentleri karşısında tescil edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu marka başvurusunun YİDK kararı ile reddedilen mallar ve hizmetler için 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi anlamında tesciline bir engel olmadığı, başvuru kapsamından çıkarılan “saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri yönünden başvuru konusu ibarenin tanımlayıcı olduğu, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi anlamında tescil engeli bulunduğu, başvuru kapsamından çıkarılan “elektrikli veya elektriksiz bigudiler. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigudiler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden ise başvuru konusu ibarenin doğrudan tanımlayıcı nitelik taşımadığı, davacının marka başvurusunun, kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK’in 2016-M-4619 sayılı kararının, “elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” mal ve hizmetleri yönünden iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı yönünden verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davacıya ait marka başvurusunun kısmen reddine dair verilen davalı kurum kararının iptali istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, davacının marka başvurusu kapsamından davalı kurum kararıyla çıkarılan ve “Elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” şeklinde sayılan mal ve hizmetler yönünden davacının başvuru markasındaki “MEDİKAL PERUK” ibaresinin, 556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve c maddesi anlamında ayırt edici olup, anılan mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren ibarelerin, 7/1-f maddesi uyarınca da mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceği hükmünü haizdir. Bu bağlamda davacının başvuru markasındaki “MEDİKAL PERUK” ibaresinin, başvuru kapsamındaki “Elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” şeklinde sayılan mal ve hizmetler yönünden de 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi anlamında tanımlayıcı nitelikte olduğu, başvurunun aynı zamanda tıbbi tedavi ve iyileşme sağlayıcı özellik içerdiği algısına yol açacak olması nedeniyle ortalama düzeyde bilgili tüketici kitlesi nezdinde aynı KHK’nın 7/1-f maddesi anlamında yanıltıcı nitelikte bir ibare olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda belirtilen tüm bu hususlar nazara alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.