Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/13068 E. 2013/14645 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13068
KARAR NO : 2013/14645
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.07.2009 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; bazı taşınmazlar açısından davanın açılmamış sayılmasına ve bazı taşınmazlar açısından ise davanın kabulü ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine dair verilen 01.07.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar …, … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalılar …, …, …, …, …, …, … ve … dava konusu taşınmazların murisleri tarafından paylaşıldığını, bu paylaşımın aynen kalmasını istediklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı …, satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 82, 436 ve 791 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer taşınmazlar yönünden ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar…, …, … temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince;
Dava konusu 989 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından … oğlu … ve …’a husumet yöneltilmemiş ve bu paydaşlar davada yer almamışlardır. Adı geçen paydaşların, ölmüş iseler mirasçılık belgesine göre mirasçılarının usulüne uygun olarak davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Dava konusu 403 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre paydaşlardan … kızı… (…) …’ın nüfus kaydına göre isminin … olduğu anlaşılmakla tapu kayıt maliki ile davalının kimlik bilgileri arasında çelişki bulunduğu saptanmıştır. Mahkemece, öncelikle tapu kayıtlarında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi için ilgilisine süre verilmesi, tapu kaydı ile nüfus kaydı arasındaki çelişki giderildikten sonra ortaklığın giderilmesi talebi hakkında karar verilmesi gerekirken bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Dosya kapsamında kök muris … … Saygılının veraset ilamı bulunmaktadır. Ancak dava konusu taşınmazlar kök muris adına değil müşterek paylarla mirasçılar adına kayıtlıdır. Buna göre ölü paydaşların müstakil veraset ilamlarının temin edilerek satış bedelinin paylaştırılmasında ve yargılama giderlerinden sorumlulukta bu veraset ilamlarının nazara alınması gerekirken, tapuda adına kayıt bulunmayan kök murisin veraset ilamına göre karar verilmiş olması da doğru görülmemiş, bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 26.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.