Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4747 E. 2021/2772 K. 23.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4747
KARAR NO : 2021/2772
KARAR TARİHİ : 23.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.11.2017 tarih ve 2014/827 E. – 2017/853 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.09.2018 tarih ve 2018/379 E. – 2018/893 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, 1990 yılına kadar Irak devletinde elektrik tesisleri inşaa ettiğini, bölgede var olan savaş hali ve istikrarsızlığın Türk yatırımcıların Irak’taki çalışmaları karşılığı elde ettikleri hakediş alacaklarını Türkiye’ye aktarmalarında sorun oluşturduğunu, bu sorunun çözümü için iki ülkenin merkez bankalarının iki adet uluslararası anlaşma imzaladığını, son anlaşmaya göre Irak’ta müteahhitlik hizmeti yapan Türk şirketlerinin alacakları iş veren Irak idaresi tarafından 24 ay vadeli bonolara bağlanacağı, Irak Merkez Bankasının bu bonoları garantör sıfatı ile imzalayacağını, müteahhit şirketlerin bonoları Türkiye’ye getireceği, Türkiye’deki ticari bankalarda iskonto işlemine tabi tutulacağı, T.C. Merkez Bankası Irak Merkez Bankasına bu iskonto işlemi için yetkilendirilen bankaların listesinin bildirileceğini, müteahhitlerin bu bonoları yetkilendirilen bankalara iskonto ettirileceğini, Türkiye’de iskonto edilen bono vadesinde T.C. Merkez Bankasına ibraz edilerek ilgili bankaya ödeyeceğini, Irak’da devam etmiş olan istikrarsızlık nedeni ile oluşan Irak müteahhit alacaklarının transfer probleminin kurulan bu model ile aşılmaya çalışıldığını, davacı …’ninde yetkilendirilen bankalar aracılığı ile Irak’daki hakediş alacakları için bu sistemi kullandığını, iki ülke arasında 1983 yılından itibaren uygulanmış olan bu modelin 1990’ların sonuna doğru Irak’ta koşulların ağırlaşması nedeniyle tıkandığını, zira Türkiye’deki bankaların Irak’tan müteahhitler tarafından getirilen Irak bonolarını riskli görmeye başladığını ve müteahhitlerin iskonto taleplerinin kabul edilmediğini, mevcut durumun çözümü için tüm müteahhitler ile birlikte davacı şirketin de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti nezdinde müracaatta bulunduğunu, sorunun çözümü için yapılan çalışmalar sonucunda Para Kredi Kurulu kararı ile davalı Eximbank’a sorunlu bonolar için Türk ticari bankalarına garanti verme yetkisi verildiğini, Irak’tan bonosu getirilen müteahhitin Eximbank Garanti Programı çerçevesinde belgeleri ile Eximbank’a başvurduğu, Eximbank başvuru çerçevesinde ilgili banka ile o bonoya ilişkin garanti sözleşmesi akdederek bankaya hitaben bir garanti mektubu düzenleyip müteahhide verdiğini, müteahhidin de Irak Merkez Bankası avalini taşıyan bono ile birlikte Eximbank garantisini ticari bankaya ibraz ederek bonosunu iskonto ettirdiğini, davacının da bu rogram çerçevesinde TCMB tarafından yetkilendirilmiş olan Pamukbank Ankara Merkez Şubesi ile İş Bankası Nişantaşı Şubesi için garanti mektupları aldığını, Irak’tan getirmiş olduğu bonolarını bu garanti mektuplarıyla iskonto ettirdiğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 06/08/1990 tarihinde aldığı 661 sayılı karar ile Irak ile ticareti yasaklayan ekonomik ambargonun yürürlüğe konulduğunu, bu karar çerçevesinde Irak devletine ait bütün malvarlığının dondurulduğunu, bütün parasal hareketlerin durdurulduğunu, Merkez Bankası anlaşmaları çerçevesinde Eximbank garantisi ile ticari bankalara iskonto ettirilen bonoların bedellerinin Irak Merkez Bankası tarafından ödenmediğini, bunun üzerine yasama ve yürütme organlarının Irak tarafından ödenmeyen müteahhit alacaklarının devlet tarafından tazmini için harekete geçildiğini, bir takım yasal düzenlemelere gidildiğini, ancak yasal düzenlemelere rağmen müteahhitlerin Irak’la ilgili sorunlarının çözülmediğini, davacının Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’na müracaat ettiği halde sonuç alamadığını, 25/01/1991 tarih 91/T-5 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararı ile Irak Merkez Bankası tarafından ödenmeyen bonoların Merkez Bankası tarafından satın alınması düzenlemesi getirildiğini, tüm bu yasal altyapıdan sonra Eximbank Yüksek Planlama Kurulu kararı çerçevesinde bonoların satın alınmasına dair uygulama esasları başlıklı bir duyuru düzenlendiğini, buna göre müteahhidin Irak’tan aldığı bono üzerindeki alacak hakkını temlik edeceğini, bu temlikten sonra Eximbank’ın Irak bonolarını satın alacağını, bu düzenlemeden sonra davacı şirketin Eximbank’a Irak tarafından ödenmemiş olan bonoların satın alınması için müracaatta bulunduğunu, bu müracaat neticesinde daha önce garanti mektubuna bağlanmış olan bono ve hakediş alacaklarını Eximbank’a temlik edip, bonoları satıp, bono orijinallerini Eximbank’a teslim ettiğini, bonoların satılarak orijinallerinin Eximbank’a tesliminden sonra Yüksek Planlama Kurulu’nun 21/09/1992 tarihinde 92/T-90 sayılı karar aldığını, bu karar ile satın alınan bono bedellerinin Eximbank tarafından ilgililerine ödenmesi düzenlemesinin getirildiğini, 92/T-90 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararından sonra bono bedellerinin ödenmesi için Başbakanlık oluru istendiğini, olurun 03/10/1992 tarihinde verildiğini, Yüksek Planlama Kurulu’nun son kararından sonra ise Eximbank Geliştirme ve Destekleme Fonu’ndan aldığı kaynak ile önce ticari bankalara garanti sözleşmesi çerçevesinde garanti etmiş olduğu bono bedellerinin %85’ini ödediğini, tekrar kaynak aktarıldığında ise bonoların bakiye %15’inin ödendiğini, Eximbank’ın Irak bonolarının garanti edilmesi ve bu garanti çerçevesinde satın alınarak tazmin edilmesi sürecinde yasal dayanağı olmayan, mevzuata aykırı iki uygulama yapıldığını, bunlardan ilkinin bu konuda yapılan düzenlemelere aykırı olarak davacı şirkete bir genel kredi sözleşmesi imzalatıldığını, garanti programında müteahhitlere rücu edilemeyeceği taahhüt edilmesine rağmen bu kredi sözleşmesinin neden imzalatıldığı sorulduğunda ise garanti konusu bonoların Irak tarafından ödenmemesi halinde bunları Birleşmiş Milletler gibi tazmin kurumlarına sunmak ve bono bedellerinin tazmin edilmesinde kullanmak amacıyla imzalatıldığının beyan edildiğini, genel kredi sözleşmesini imzalamayan müteahhide işlem yapılmadığını, müzayaka halinden yararlanıldığını, ikinci olarak Yüksek Planlama Kurulu’nun 92/T-90 sayılı kararı çerçevesinde bono bedellerinin bakiye %15’lik müteahhitlik paylarının ödenmesi esnasında ödemeyi yapmadan önce bono bedelleri ile istihkak alacaklarının %115 tutarı kadar görüldüğünde ödemeli 36 ay vadeli bonoların düzenlenmesini, bu bonolara da iki kişinin kefil olmasını talep ettiğini, bu bonoları almadan bakiye %15 alacağın ödenmediğini, davacı şirketin yasal düzenlemeler nedeniyle hakkı olan tazminat alacağını alabilmek adına bu bonoları vermek zorunda kaldığını, 1992 yılında alacakların tazmini tamamlandıktan 10 sene sonra Eximbank’ın ihtarname keşide ederek tazmin amaçlı ödemeleri kredi olarak nitelendirerek davacı şirketin kredi borcu bulunduğunu, borcun ödenmediğini, bu nedenle kredi sözleşmesini feshettiklerini ve kredi alacaklarının ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtara itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle ihtarnameye müsnet genel kredi sözleşmesiyle 24/11/2010 tanzim tarihli 5.897.870,00 USD bedelli bono ve 24/11/2010 tanzim tarihli 42.438,00 USD bedelli bonolar yönünden davacının davalı Türkiye İhracat Kredisi Bankası A.Ş.’ye borçlu olmadığının tespitine, keşidecisi STFA Elta Elektrik Tesisleri A.Ş olan görüldüğünde ödenecek olan, lehtarı Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş olan, 24/11/2010 tanzim tarihli, 5.897.870,00 USD bedelli bono ile 24/11/2010 tanzim tarihli, 42.438,00 USD bedelli bonoların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı banka vekili, Yüksek Planlama Kurulu’nun 25/01/1991 tarih 91/T-5 sayılı kararı uyarınca Türk Eximbank tarafından yürütülen Hazine garantili Irak programı kapsamında firmanın Irak’ta üstlenmiş olduğu müteahhitlik işlerinden kaynaklanan istihkak alacakları mukabilinde firmaya toplam 36.902,22 ABD Doları tutarında döviz kredisi kullandırıldığını, ayrıca Yüksek Planlama Kurulu’nun 91/T-5 kararı uyarınca bankaca yürütülen Hazine garantili Irak programı kapsamında Irak’tan olan ve bono alacağı mukabilinde firmaya toplam 5.128.581,93 ABD Doları tutarında döviz kredisi kullandırıldığını, bankanın talebi uyarınca kullandırılan kredinin teminatı olarak davacı firma tarafından düzenlenen ve 36 aylık sürelerde düzenli olarak firma tarafından yenilenen iki adet teminat senedi mevcut olup teminat senedinin sonuncusunun 24/11/2010 tarihli olup 5.897.870,00 ABD Doları ve 42.438,00 ABD Doları tutarında olduğunu, davacı firmanın teminat senedini yenileyerek bankaya ibraz ettiğini, o tarihten itibaren senetlerini düzenli olarak yenilemeye devam ettiğini, program kapsamında yapılan kullandırmaya ilişkin ekstre bilgilerinin de yılsonu itibariyle firmaya gönderildiğini, ekstredeki ifadenin “Bankamızdan Irak kredisi programı kapsamında kullanmış olduğunuz, ilk kullanma tarih/tarihleri aşağıda yer alan krediye/kredilere ilişkin … tarihli bilgileri ekte tarafınıza sunulmaktadır.” şeklinde olup söz konusu ifadeye veya firmaya gönderilen ekstrenin içeriğine karşı davacı tarafından bankaya bugüne kadar herhangi bir itirazda bulunulmadığını, körfez krizi nedeniyle Irak’tan olan ihracat, müteahhitlik ve nakliye alacaklarını tahsil edemeyen Türk firmalarının finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Irak Kredisi Programı Yüksek Planlama Kurulu kararları gereğince 1991 yılında başlatıldığını, programa ilişkin esasların Yüksek Planlama Kurulu’nun 91/T-5, 92/T-69 ve 92/T-90 sayılı kararlar ile belirlendiğini, program kapsamında kullandırılan kredilerin kaynağının Geliştirme ve Destekleme Fonu olup kredi kullandırılacak firmalar ve tutarların belirlenmesinde ve izlenen prosedürün tespitinde Hazine Müsteşarlığı’nın yetkili kılındığını, kredi tutarlarının Türk Eximbank’a Hazine Müsteşarlığı tarafından ve Geliştirme ve Destekleme Fonu kaynaklarının aşamalı olarak aktarıldığını, Hazine garantili Irak programı bankacılık uygulamaları açısından standart bir kredi programı olmayıp Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrası güç duruma düşen Türk ihracatçı, nakliyeci ve müteahhitleri için Yüksek Planlama Kurulu kararları çerçevesinde destek niteliğinde ve Türk Eximbank’ın vezne vazifesi gördüğü bir uygulama şeklinde tezahür ettiğini, programın ihdas edildiği Yüksek Planlama Kurulu kararlarının sadece kredi kullandırımına ilişkin olup tasfiyeyle ilgili herhangi bir düzenleme içermediğini, borçlara tanınan sürenin 31/05/2011 tarihinde sona erdiğini, Türk Eximbank’ın tasfiye edilerek Maliye Bakanlığı’na devredilmiş olan Geliştirme ve Destekleme Fonu’na ait Irak kredisi fonlarından kendisine aktarılan tutarları programa ilişkin Yüksek Planlama Kurulu kararları çerçevesinde yapılan görevlendirme neticesinde Hazine Müsteşarlığı’nın belirlediği firmalara kredi olarak kullandırıldığını, davacı …’nin süresi içinde yeniden yapılandırma talebinde bulunmadığını, Türk Eximbank’ın Yüksek Planlama Kurulu kararları ve mevzuattaki diğer düzenlemelerle bağlı olduğunu, davacı firmaya yapılan kullandırımın bu kapsamda değerlendirildiğinde firmaya ait borcun tahsiline yönelik yapılan işlemlerin hukuken caiz olduğunu, açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada müdahil Hazine Müsteşarlığı vekili, Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığının yapacağı incelemeye müteakiben Türk Eximbank tarafından bonoların satın alınması, istihkak ve ihracat alacaklarının teminat karşılığı kredilendirilmesi, bu işlemler ile ilgili finansman ihtiyacının Geliştirme ve Destekleme Fonundan Türk Eximbank’a kaynak aktarılmak suretiyle karşılanmasına karar verildiğini, Yüksek Planlama Kurulu’nun 07/08/1992 tarih 92/T-69 sayılı Irak ve Kuveyt’e yönelik müteahhitlik hizmetleri ile ihracat konusunda tahsil olunamayan alacakların Türk Eximbank tarafından kredilendirilmesi konulu, teminat mektupları, teminat kesintilerine ilişkin hak ve alacaklar ile ihracat alacakları kapsamı kararında, söz konusu alacakların Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığının 31/08/1992 tarih ve 41107 sayılı talimatına uygun olarak Türk Eximbank tarafından teminat karşılığında kredilendirilmesinin kararlaştırıldığını, Yüksek Planlama Kurulunun 92/T-90 sayılı kararı ile de ihracat, ithalat , nakliyat ve transit ticaretten kaynaklanan alacaklar ile teminat mektupları ve bonolar ile ilgili alacaklarla ilgili olduğunu, bu alacakların Türk Eximbank tarafından kredilendirilmesi ve satın alınmasına ilişkin bulunduğunu, belirtilen yasal dayanaklar çerçevesinde Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığının yapılan başvuruların incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda kredilendirilmesi/satın alınması uygun görülen alacakların 05/03/1991 tarih ve 11616 sayılı yazıyla Türk Eximbank’a bildirildiğini, Türk Eximbank tarafından belirlenen firmalardan başvurusu olanlara muhtelif tutarlarda kredi kullandırıldığını, bu kapsamda Türk Eximbank tarafından davacı firmaya 91/T-5 ve 92/T-90 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararları ve ilgili uygulama esasları çerçevesinde Irak’ta gerçekleştirmiş olduğu müteahhitlik hizmetlerine ilişkin iki adet istihkak bedeli, diğerleri Irak devlet kurumları tarafından ihraç olunan ve Irak Merkez Bankasının garantisini taşıyan 24 ay vadeli bono alacağına karşılık genel kredi sözleşmesi kapsamında 17/07/1991 tarihinden itibaren farklı tarihlerde 14 adet kredi kullandırıldığını, Sayıştay Başkanlığının 2009 Hazine İşlemleri raporunda Bakanlar Kurulu kararı ile Geliştirme ve Destekleme Fonunun kaldırılması ve Türk Eximbank bünyesinde takip edilen ve davacı şirketin de kredisinin dahil olduğu Geliştirme ve Destekleme Fonu kaynaklı Irak programı kredi stokunun Hazine alacağına dönüştürülmesi gerektiği hususunun yer aldığını, bu kapsamda kurulan komisyon marifetiyle Irak kredi programı kapsamındaki kredi stokunun belirlenerek Hazine alacağına dönüştürüldüğünü, 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren 611 sayılı Yasa’nın 17. maddesi kapsamında yapılandırmaya alındığını, birçok firmanın yapılandırmadan yararlanmasına rağmen davacı firmanın borcunu yeniden yapılandırmadığını, yapılandırma yapılmış olsaydı davacı firmanın borcunun 5.165.483,73 ABD doları ana para ve 3.720.323,82 ABD doları faiz olmak üzere toplam 8.885.807,55 ABD doları borcu olacağını, yapılandırma yapılmaması üzerine hesabın kât edildiğini, toplam 16.630.631,52 ABD doları borç tutarının ödenmesi hususunda firmaya ihtarname çıkartıldığını, bu nedenle açılan davanın reddi ile davaya müdahilliklerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, davacılardan …’nin 1990 yılına kadar Irak’ta elektrik tesisleri inşa ettiğini, bu çalışmalar esnasında diğer Türk şirketleri gibi unvanı STFA Elta Elektrik Tesisleri A.Ş olan bu şirketin Irak’taki çalışmaları karşılığı elde ettiği hakediş alacaklarının Türkiye’ye aktarılmasında gerek savaş ve gerekse savaşın neden olduğu istikrarsızlık nedeniyle problemle karşılaştığı, Irak’ta müteahhitlik hizmeti yapan Türk şirketlerinin alacaklarını her bir Türk şirketinin işvereni konumundaki Irak idaresi tarafından 24 ay vadeli bonolara bağlanacağı ve Irak Merkez Bankası’nın bu bonoları garantör sıfatıyla imzalayacağının kararlaştırıldığı, davalı Türk Eximbank’ın da Irak’a yönelik müteahhitlik hizmetleri kredi garanti kapsamında uygulamaya koyarak bu program çerçevesinde davalı Türk Eximbank’a sorunlu Irak bonoları için Türk ticari bankalarına garanti verme yetkisi verildiğini, programa göre davalı Türk Eximbank müteahhidin ticari bankası ile bir garanti sözleşmesi akdettiği, bu akit çerçevesinde ticari bankaya bono bedellerinin %85’i kadar garanti mektubu verdiğini, ticari bankanın bu garantiyle daha önce olduğu gibi bonoları iskonto ettiğini, davalı Türk Eximbank’ın politik riskler nedeniyle kredi, sigorta ve garanti işlemlerinden doğabilecek zararların Hazine tarafından karşılanacağına dair daha önce 09/10/1990 tarih, 20660 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3659 sayılı Kanun ile 3332 sayılı Kanun’un 4. maddesine “c” bendi eklendiğini, davalı Türk Eximbank’ın satın aldığı Irak bonolarını T.C. Merkez Bankası aracılığıyla Irak’a göndermiş ise de bedellerinin tahsil edilemediğini, bunun üzerine 92/T-90 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararı ile satın alınan bono bedellerinin Türk Eximbank tarafından ilgililerine ödenmesi düzenlemesi getirildiği, 1992 yılında alacakların tazmini tamamlandıktan 20 sene sonra Türk Eximbank tarafından davacı …’ye ihtarname keşide edilerek tazmin amaçlı ödemeleri kredi olarak nitelendirerek …’nin kredi borcu bulunduğunu, borcun ödenmediğini, bu nedenle kredi sözleşmesini feshettiklerini, kredi alacaklarının ödenmesini, borç ödenmediği takdirde alacağın 6183 sayılı Yasa kapsamında tahsil edileceğinin ihtar edildiğini, davacı …’nin bu ihtara itiraz ettiğini ancak icra takibine uğrama riski altında olduğundan borçlu olmadığının tespiti için Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/29 Esas sayılı dava dosyasında menfi tespit davası açıldığını ve davaya Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’nın 2014/827 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunduğunu, tüm delil ve belgelerin davacıların davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını gösterdiğini, bu davacının kefilinin … şirketi olduğunu, bu nedenle davacı kefil tarafından transfer edilen meblağın davalı yedinde haksız ve sebepsiz olarak bulunduğunu, bu durumun Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde yapılacak yargılama sonunda kesinlik kazanacağını belirterek açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle 5.940.308,00 USD’nin 25/11/2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiliyle müvekkili davacı …’ye ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, Hazine garantili Irak programı kapsamında firmalara yapılan kullandırımların kredi niteliğine haiz olduğu dikkate alınarak her iki davacı firma tarafından keşideci ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak birlikte düzenlemesinin davacının kredi talebi konusundaki iradelerini açık ve tartışmasız bir şekilde ortaya koyduğunu, kredi ilişkisinin alınan teminatlarla güçlendirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl dava yönünden davalı bankaca davacı …’ye Bakanlar Kurulu’nun 02/11/1990 tarih ve 90/1103 sayılı ve Yüksek Planlama Kurulu’nun 25/01/1991 tarihli 91/T-5 sayılı kararlarına istinaden akdolunan 11/07/1991 tarihli 5.128.581,93 USD, 12/07/1991 tarihli 36.902,22 USD ve 06/08/1991 tarihli 514.764,24 TL olmak üzere toplam 5.680.248,39 USD’lik Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında döviz kredisi kullandırıldığı, davacı …. Kullandığı döviz kredilerine teminat olarak keşidecisi bulunduğu Delta Etüd Danışmanlık Mühendislik A.Ş.’nin de avalist olarak yer aldığı, davalı banka lehtarlı, tanzim tarihinden itibaren 36 ay içinde görüldüğünde ödemeli, 24/11/2010 tanzim tarihli 5.897.870,00 USD ve 42.438,00 USD ödenecek miktarlı bonoların verildiği, davacı …’nin davalı bankaya dava tarihi 10/02/2012 tarihi itibariyle 10.157.118,11 USD borçlu olduğu, davaya konu bonoların kullandırılan kredi borçlarının davacı tarafından tasfiyesi sağlandıktan sonra iptalinin mümkün olacağı, birleşen dosya yönünden davalı bankaya 24/11/2010 tanzim tarihli 5.897.870,00 USD ve 42.438,00 USD ödenecek miktarlı bonolar için avalist davacı … Danışmanlık Mühendislik A.Ş.’nin ödemede bulunduğu 25/11/2013 itibariyle davalı bankanın davacı …’den 10.448.207,78 USD alacaklı olduğu, bu itibarla davacıların davalı bankadan istirdat talep edebileceği bir miktarın bulunmadığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporları dosyada mevcut delillerle uyumlu, gerekçeli ve detaylı olduğundan hükme esas alınabilir mahiyette görüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı asıl dava davacı vekili ve birleşen dava davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyetinin raporlarında açıklandığı, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere, davacı şirketçe açılan davada yabancı Irak devlet kuruluşuna ait Irak Merkez Bankası avali taşıyan bonoların davalı banka tarafından satın alındığı iddia edilmiş ise de Bakanlar Kurulu’nca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 06/08/1990 tarih ve 661 sayılı ekonomik yaptırımlar kararı çerçevesinde 90/1103 sayılı kararının alındığı, Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili kılındığı, Yüksek Planlama Kurulu’nun da 25/01/1991 tarihli 91/T-5 sayılı kararı ile Irak Merkez Bankası avali taşıyan ekli listedeki senetlerin Türkiye İhracat Kredi Bankasınca satın alınması ve satın alındığına ilişkin usullerin düzenlendiği, yine Yüksek Planlama Kurulu’nun 21/09/1992 tarih 92/T-69 sayılı kararı ile de Körfez krizi nedeniyle zarar gören ihracatçı, ithalatçı, nakliyatçı firmalar ile transit işlemlerden zarar gören firmaların alacaklarının Türkiye İhracat Bankasınca kredilendirilmesi ile bonoların asıllarının tahsil edilmek üzere Merkez Bankasınca Irak’a gönderilmiş ancak tahsil edilememiş bonoların bedellerinin 25/01/1991 tarih 91/T-5 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararındaki esaslar dahilinde Türk Eximbank’a ilgililere ödenmesine, finansman ihtiyacının ise Geliştirme ve Destekleme Fonu’na kaynak aktarılarak karşılanması yönünde karar alındığı, aynı doğrultuda Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca davalı Türk Eximbank’a 01/03/1991 tarihli 11616 sayılı, 01/05/1991 tarihli 20099 sayılı, 08/10/1992 tarihli 48621 sayılı yazıların yazıldığı, söz konusu düzenleme ve yazılan yazı içerikleri ve taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi imzalanan 5 adet genel kredi sözleşmesi dikkate alındığında davaya konu bonoların Noter onayıyla düzenlenen temliklerle davalı bankaya temlik edilmesi sonucu davalı bankaca davacı şirkete Geliştirme ve Destekleme Fonu kaynaklı kredi kullandırıldığı, kullandırılan kredilen birer yıllık dönemlerle temdit edildiği, asıl dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı bankaya 10.157.118,11 USD borcunun bulunduğu anlaşılmakla davacı şirket tarafından açılan menfi tespit ve iki adet bononun iptaline yönelik davanın reddi gerektiği, birleşen dava yönünden ise; davalı bankaca Üsküdar 20.Noterliğinden 21/11/2013 tarihinde birleşen dosyanın davacıları olan şirketlere 24/11/2010 tanzim tarihli 5.897.870,00 USD ve 24/11/2010 tanzim tarihli 42.438,00 USD bedelli senetlerin ödenmesi yönünde ihtar keşide edildiği, birleşen dosyanın davacılarından ve davalı bankayla imzalanan genel kredi sözleşmesinin kefili bulunan … tarafından 5.940.308,00 USD ödeme yapıldığı, birleşen davanın dava tarihi itibariyle davacı şirketlerin borcunun 10.448.207,78 USD olduğu anlaşıldığından davacıların davalı bankadan istirdat talep edebilecekleri bir miktar bulunmadığından birleşen davanın da reddinin gerektiği, taraflar arasında özel hükümlere tabi genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeler kapsamında davalı bankaca davacı şirkete Geliştirme ve Destekleme Fonu kaynaklı krediler kullandırıldığı, kullandırılan işbu kredilerin birer yıllık dönemlerde temdit edildiği, en son davacı şirket tarafından 24/11/2010 tanzim tarihli 5.897.870,00 USD bedelli ve 42.438,00 USD bedelli davaya konu bonoların verildiği, davalı bankanın kredi alacağının dava tarihleri itibariyle zaman aşımına uğramadığı, bu nedenle asıl ve birleşen davada davacı şirket vekilinin zaman aşımı def’ine itibar edilmediği, davacı şirket tarafından davalı bankanın çelişkili davranış yasağına aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de; bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiği, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı şirket ile davalı banka arasında özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olan 11/07/1991 tarihli 5.128.581,93 USD limitli, 12/07/1991 tarihli 36.902,22 USD limitli ve 06/08/1991 tarihli 514.764,24 USD limitli Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında davalı bankaca kullandırılan kredinin ödenmesi talep edilmiş olup, söz konusu istemin çelişkili davranış yasağı kapsamında kaldığı yönündeki iddiaya bu nedenle itibar edilmediği, birleşen dava yönünden vekalet ücretine hükmedilmesi ve vekalet ücretinin fazla taktir edildiğine ilişkin istinaf başvurusuna gelince, davacı şirket tarafından nispi harcı yatırılmak suretiyle iki ayrı dava açıldığı, asıl davada …’nin davacı iken birleşen davada ise … ile …’nin davacı olduğu, asıl davada …’nin herhangi bir sıfatının bulunmadığı, mahkemece açılan her iki davanın da ayrı ayrı reddine karar verildiği, istinaf başvurusunda dahi davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak açmış bulundukları her iki davanın kabulünü talep etmesi de dikkate alındığında birleşen dava yönünden ayrı vekalet ücreti taktir edilmemesine yönelik itirazının yerinde olmadığı gibi mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince taktir edilen vekalet ücretlerinde de herhangi bir hesap hatası bulunmadığı, ayrıca karar başlığında birleşen dosyanın davacılarından ….’nin gösterilmemiş olmasının da maddi hataya dayalı olup, mahallinde her zaman düzeltilebilecek nitelikte bulunduğu gerekçeleriyle asıl davada davacı vekili birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar,asıl davada davacı vekili birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekili, birleşen davada davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 82,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılardan alınmasına, 23/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.