YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8657
KARAR NO : 2013/14205
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.02.2010 gününde verilen dilekçe ile meranın aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 05.11.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenlerden davacı temsilcisi ve vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köy, kadimden bu yana kullanımlarında bulunan meralarının 2008 yılında yapılan kadastro çalışmasıyla 156 ada 38 ve 121 ada 1 parsel olarak sınırlandırılarak davalı köyün tasarrufuna bırakıldığını ileri sürerek köyleri adına tescilini istemiş, 21.09.2012 günlü beyanıyla da 122 ada 1 parsel hakkındaki davayı atiye terk etmiştir.
Davalı köy ise taşınmazların kadim meraları olduğunu, sınır tespiti isteminin mahkemece reddedildiğini, … Kadastro Mahkemesi’nin 2005/10 karar sayılı kararıyla davacının haksızlığının sübuta erdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 122 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili istem atiye terk edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 156 ada 38 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) ile işaretli bölümünün sınırlandırılmasının iptali ile özel siciline kaydedilerek davacı köyün merası olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, kadastro çalışmasıyla davalı köy tüzel kişiliğine yapılan tahsis işleminin iptali, tahsis işleminin düzeltilerek özel siciline adına kaydedilmesi istemine ilişkindir.
Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Mera Kanununun 4/2 maddesindeki “Komisyonun henüz görevine başlamadığı yerlerde, evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mera, yaylak ve kışlakların köy veya belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur” hükmü karşısında Mera Komisyonlarının henüz çalışmaya başlamadığı yerlerde kadim yararlanma iddiasının dinlenmesi mümkün ise de komisyonun çalışmalara başladığı alanlarda yasadan kaynaklanan idari bir tasarrufla yapılan tahsise karşı bu tür bir iddiaya dayanılamaz.
Daha önceleri fermanlarla ya da kanuni düzenlemeye uygun yetkili makamlar tarafından tahsis edilen veya geleneksel olarak mera, yaylak ve kışlak olarak kullanıldığı tespit edilen yerlerin Mera Kanununun getirdiği hükümlere uygun olarak tespiti ile ölçümlemesi yapıldıktan sonra yeniden bir veya birkaç köy ya da belediye tüzel kişiliklerine yararlanmaları amacıyla tahsisine Mera Komisyonları yetkilidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı köy kadimden bu yana tasarruflarında bulunduğunu belirttiği meraların kadastro çalışmasıyla davalıya bırakıldığını belirterek özel sicile tarafına ait olduğunun yazılmasını istemiştir. Davacı tarafından kadim yararlanma hakkına dayanılarak istemde bulunulmuştur. Ancak, dosya içindeki belgelerden yargılamanın devamı sırasında mera komisyonunca çekişme konusu 156 ada 38 parsel sayılı taşınmazın davalı köye tahsis edilerek 04.10.2012-04.11.2012 tarihleri arasında tahsis kararının ilan edildiği anlaşılmaktadır. Mera komisyonunun çalışmalara başlamasıyla yasadan kaynaklanan idari tasarrufla yapılan bir işlem olan tahsis kararına karşı kadim yararlanma iddiası ileri süremez. Bu nedenle uyuşmazlığın çekişme konusu taşınmaza ilişkin olarak mera komisyon kararının tahsisi dikkate alınarak giderilmesi gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan olgular bir yana bırakılarak eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma kararının niteliğine göre davacı vekilinin temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.