Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5000 E. 2021/3119 K. 31.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5000
KARAR NO : 2021/3119
KARAR TARİHİ : 31.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/07/2019 tarih ve 2019/210- 2019/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen-davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av….ve davalı … vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl dava ve birleşen davada davalıların davacı adına sahte çeke ve sahte bonolara dayalı icra takibine giriştiklerini usulüne uygun tebligatları yapmadan gıyabında yürüttükleri iki ayrı icra dosyası ile sahibi bulunduğu ve konut olarak kullandığı taşınmazının usulsüz ihaleyle davalılardan … adına tescil edildiğini belirterek davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile sahte çeke ve bonoya dayalı takip ve ihalenin iptaline, ihale ile davalı … adına tapuda yapılan tescilin iptaline, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacı adına girişilen icra takibinde çıkarılan ödeme emrini bizzat davacının aldığını, borca itiraz etmediğini, davacının Cumhuriyet Savcılığında hazırlık soruşturması aşamasında verdiği ifadesinde davalı olan eşi …’ya genel vekaletname verdiğini açıkça beyan ederek davalı … aleyhine yaptığı şikayetten vazgeçtiğini, davacının icra takibine konu borcu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı … ise husumet itirazında bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada …, davacının haklı olduğunu, davalı …’dan alınan borca karşılık ödeme yapıldığı halde sonradan alınan imzası davacıya ait olmayan çeke dayalı takip yapıldığını, davalı …’ın aynı alacak için mükerrer takip yaptığını ve usulsüz olarak diğer davalıya taşınmaz satışının gerçekleştiğini savunarak davalı …’dan alınan 18.000.- TL’lik borç için iki ayrı takip yapıldığının tespiti ile kendisine yönelik davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davada; İstanbul 6. İcra dairesinin 2006/20640 Esas sayılı dosyasında takibe konu çekin davacının eşi … tarafından kendisine verilen vekaletname içeriğinde yetki olmadığı halde imzalandığı ve imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle bu çekten dolayı borçlu olmadığı, İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2008/28401 Esas sayılı dosyasında ise davacının avukatına verdiği vekaletname ile dosyaya borcu kabul ettiğine dair vekilinin beyanının davacıyı bağladığı gerekçesiyle bu dosya yönünden borçlu olduğu,
Birleşen dosyada; davalı …’ın taşınmazı ihale ile aldığı ve davacının ihalenin feshine dair açtığı davada verilen davanın reddine dair kararın kesinleştiği, HMK 114/1-i bendi gereğince işbu ihalenin feshi davasının dosyamız yönünden kesin hüküm olması nedeniyle dava şartı noksanlığı gerekçesiyle davalılar … ve … yönünden; İstanbul 26. İcra Dairesinin 2008/28401 (Kapatılan Şişli 2. İcra dairesinin 2006/10547) sayılı takip dosyasından davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik davanın reddine, İstanbul 6. İcra Dairesinin 2006/20640 sayılı takip dosyasından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, davalı … yönünden açılan tapu iptal ve tescil davasının HMK 114/1-i bendi uyarınca kesin hüküm olması karşısında HMK’nın 115/2md. uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İstanbul 6. İcra Dairesinin 2006/20640 Esas sayılı takip dosyasından dolayı açılan menfi tespit davası kabul edilmiş ise de davacıya ait taşınmazın satılmak suretiyle borcun ödendiği görülmekle İİK 72/6. maddesine göre talebin istirdat davası olarak nitelendirilerek istirdat hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bendde açıklanan nedenlerden dolayı hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 31/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.