YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11932
KARAR NO : 2013/13124
KARAR TARİHİ : 21.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.12.2012 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının 220 parsel sayılı taşınmazda paydaş bulunduğunu, taşınmazın diğer paydaşlarından …’nın 5/392 payını 21.12.2010 tarihinde davalıya satarak devrettiğini, satışın noter vasıtası ile davacıya bildirilmediğini öne sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Davalı vekili, dava dışı …’nın dava konusu taşınmazdaki payını babası olan davalıya bağışladığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı ile satıcının baba oğul olduğu, tapudaki işlemin gerçek bir satış olmayıp bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu aktin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.03.1957 günlü ve 12/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır.
Somut olayda, pay devralan davalı … ile pay devreden dava dışı …’nın baba oğul olduğu dosya içerisindeki aile nüfus kayıt örneğinden anlaşılmıştır. Davalı, pay devrine ilişkin işlemin tapuda satış olarak görünse de gerçek bir satış olmayıp oğlu olan paydaş … tarafından yapılan bir bağış olduğunu, bu nedenle davacının önalım hakkını kullanılamayacağını savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmadan sadece davalının savunmasına değer verilerek davalı ile satıcının baba oğul olması nedeniyle tapudaki işlemin gerçek bir satış olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ile satıcının baba oğul olması tek başına 1957 tarih ve 12/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması için yeterli olmayıp bu savunmanın diğer delillerle de desteklenmesi gerekir. Mahkemece, bu savunmanın ispatı için davalının delillerinin toplanması, varsa buna karşılık davacı delillerinin toplanması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile davanın reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.