YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9473
KARAR NO : 2013/11400
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.05.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalı … vekili, taşınmaz üzerindeki binanın davalıların murisi tarafından inşa edildiğini, taşınmazda bulunan bağımsız bölümlerin fiilen taksim edildiğini ve fiili taksime göre kullanıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 312 parsel sayılı taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Somut olayda, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davalılara ait olduğu davacı tarafından da kabul edildiği halde bilirkişi raporunda oranlama yapılmamış olması ve taşınmazın satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hükümde gösterilmemesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, bilirkişilerden ek rapor alınarak, gerekirse taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak yukarıda belirtildiği şekilde yeniden düzenlenecek bilirkişi raporuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; ortaklığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden yargılama giderleri ve bu kapsamda olan vekalet ücretinin taraflara payları oranında yükletilmesi gerekirken tamamının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi ve satış bedeli üzerinden alınacak harcın kimlerden ne oranda alınacağının hüküm sonucunda gösterilmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.