Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/8303 E. 2021/8090 K. 17.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8303
KARAR NO : 2021/8090
KARAR TARİHİ : 17.05.2021

Müşteki Faruk Özden’i kasten yaralama suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.06.2020 tarihli ve 2020/3488 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İskenderun 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.10.2020 tarihli ve 2020/1796 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.03.2021 tarihli ve 2021/424 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2021 tarihli ve 2021/35749 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şüphelinin olay günü müştekiyi sopa ile darp ettiği iddiası kapsamında yapılan soruşturma neticesinde, müştekinin alınan doktor raporuna göre herhangi bir darbeye maruz kalmadığının tespit edilmesi nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; şüphelinin 05.03.2020 tarihinde kollukta ve İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığında alınan savunmasında müşteki ile kavga ettiklerini ve kendisinin müştekiye, müştekinin de kendisine vurduğunu beyan etmesi, tanık …’ın 05.03.2020 tarihinde kollukta bilgi sahibi sıfatı ile alınan ifadesinde şüphelinin müştekiye sopa ile vurduğuna dair, tanıklar … ile …’ın da aynı tarihte kollukta alınan ifadelerinde şüpheli ile müştekinin kavga ettiklerine dair beyanda bulunmaları karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delilin bulunduğu, bu delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müştekinin şüpheli tarafından yaralandığına dair şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüpheli hakkında suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen bu karara karşı yapılan itirazın, mercii tarafından reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18.06.2014-6545 S.K./71. md) sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25.05.2005-5353 S.K./26.mad.) sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2.1.2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1.2.2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda; suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müştekinin beyanında şüphelinin kendisine odun ile vurduğundan bahisle şikayetçi olması, şüphelinin de kollukta müşteki ile kavga çıktığını, müştekinin kendisine kendisinin de müştekiye vurduğunu savunması, tanık …’ın şüphelinin müştekiye sopayla vurduğu yönünde beyanda bulunması, bu kavganın sonrasında şüphelinin aynı gün müştekinin babasını öldürmüş olmasına göre; mevcut delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu halde müştekinin adli raporundaki “yolda gelirken stresten dolayı arabanın camına vurması sonucu sağ elinde ve burnunun üzerinde sıyrık oluştuğu, herhangi bir darbeye maruz kalmadığı” şeklindeki tespitin tek başına şüpheyi ortadan kaldırmadığı düşünülmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı gerekçeler ile reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiş ve anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; şüphelinin müşteki …’e yönelik kasten yaralama suçundan İskenderun 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.10.2020 tarihli ve 2020/1796 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

.