Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2238 E. 2021/3023 K. 29.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2238
KARAR NO : 2021/3023
KARAR TARİHİ : 29.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.11.2017 tarih ve 2015/547 E- 2017/1273 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.01.2020 tarih ve 2018/722 E- 2020/56 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının Dersantaş Tekstil Kimya Deri İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketini kurduklarını, aynı zamanda şirket ortağı olan davalının şirket müdürü sıfatıyla tek başına temsile yetkili olarak görevlendirildiğini, davalının gerekli liyakatı başlarda başarıyla göstermiş olmasına rağmen son 6 aylık süreçte şirket için gerekli gayreti göstermediğini, başka şirketlerde ortak olarak veya gayrı resmi olarak çalıştığını, müdürlük görevlerini aksattığını, davalının işine karşı umarsız tutumunun, şirkete geç gelişi, başka şirketlerle birlikte hareket etmesi durumunun süreklilik kazandığını, ayrıca bir takım usulsüz işlemlerle davalının şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek özen yükümüne aykırı davranan ve bu eylemleriyle şirketi zarara sokan şirket müdürü davalının görevinden alınması ve şirketin ve ortak olarak müvekkilinin uğramış olduğu zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000.- TL’sinin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, şirketin müvekkilinin herhangi bir kusurlu davranışı sebebiyle zarara uğramadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; şirketin iki ortaktan oluştuğu nazara alındığında diğer ortağın tek başına dava yoluna başvurması fiili bir zorunluluk olduğu, şirket kayıt ve belgeleri incelenmeden ve yeterli veriye ulaşılmadan şirket zararının miktarı konusunda net bir bilgiye sahip olunması mümkün olmayacağından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında sakınca olmadığı, somut iddialarda müdürün bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösterecek, yöneticilikten azlini gerektirecek bir hususa rastlanmadığı, işlemler sırasında usulsüzlükler yapılmış olsa da baştan beri aynı amaç birliği çerçevesinde birlikte hareket eden iki ortağın sonradan bunu birbirlerine karşı ileri sürmeleri dürüstlüğe uygun olmadığından davanın reddine verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; yargılama sırasında şirketteki davacıya ait hisselerin davacının dava dışı alacaklısı tarafından yapılan icra takibi (İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün 2015/5633 esas) neticesinde cebri icra yoluyla satıldığı, davacının ana sözleşme uyarınca sahip olduğu 25.000.- TL itibari değerli 500 adet hissenin takip borcu sebebiyle 27.04.2017 tarihinde cebri icra marifetiyle alacaklının alacağına mahsuben ihale edildiği, satışın kesinleştiği, eldeki davada davacı olan … tarafından söz konusu icradaki satışla ilgili olarak ihalenin feshi davası açılmış ise de, ihalenin feshi talepli şikayetin yerel mahkemece reddine karar verildiği ve istinaf isteminin de Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nin 22.02.2018 tarihli, 2018/376-2018/401 E-K sayılı kararı ile kesin olarak reddine karar verildiği, davacının tüm hisselerini konu alan icra satışı yoluyla devrin 05.06.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmiş olduğu davacının işbu davaya konu ettiği şirketle ilgili ortaklık sıfatının kalmamış olduğu, davacının davaya konu ettiği “şirket yöneticisinin azli” ve “tazminat talebi” bakımından aktif husumet ehliyetinin ve hukuki yararının ilk derece mahkemesi karar tarihinden önceki tarih itibariyle sona ermiş olduğu anlaşılmakla, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.